SEBE-52 için 41 adet meâl bulundu. Diyanet Vakfi (34/SEBE-52: (İş işten geçtikten sonra:) «Ona inandık» demişlerdir, ama uzak yerden (dünya hayatı gelip geçtikten sonra) imana kavuşmak onlar için nasıl mümkün olur?) / Edip Yüksel (34/SEBE-52: 'Ona inandık,' derler. Uzak bir yerden ona nasıl ulaşabilirler?)
SEBE Suresi 52. ayeti Türkçe Kur'an Mealleri | 34/SEBE-52
SEBE-52 için 41 adet meâl bulundu. Diyanet Vakfi (34/SEBE-52: (İş işten geçtikten sonra:) «Ona inandık» demişlerdir, ama uzak yerden (dünya hayatı gelip geçtikten sonra) imana kavuşmak onlar için nasıl mümkün olur?) / Edip Yüksel (34/SEBE-52: 'Ona inandık,' derler. Uzak bir yerden ona nasıl ulaşabilirler?)
وَقَالُوا آمَنَّا بِهِ وَأَنَّى لَهُمُ التَّنَاوُشُ مِن مَكَانٍ بَعِيدٍ ﴿٥٢﴾
Ve kâlû âmennâ bihî, ve ennâ lehumut tenâvuşu min mekânin baîd(baîdin).
| 1. | ve kâlû | : ve dediler |
| 2. | âmennâ | : biz îmân ettik |
| 3. | bihî | : ona |
| 4. | ve ennâ | : ve nasıl olur |
| 5. | lehum | : onlar, onların |
| 6. | et tenâvuşu | : elde etmek |
| 7. | min mekânin | : bir mekândan, yerden |
| 8. | baîdin | : uzak |
1 - İmam İskender Ali Mihr: Ve "O’na îmân ettik." dediler. (Hidayete) uzak bir yerden (dalâletten) onlar (îmânı) nasıl elde ederler?
2 - Diyanet İşleri: (Azabı görünce), “ona inandık derler” ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan) iman elde etmek nasıl mümkün olur?
3 - Abdul Metin Saruhan: (İş işten geçtikten sonra) O’na inandık demişlerdir, ama uzak yerden (kalben iman etmemişlerken, dünya hayatında da imana kavuşmamışlarken) imana kavuşmak onlar için burda nasıl mümkün olur?
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Ve diyecekler ki: İnandık ona, fakat bu uzak bir yerde nereden îmana kavuşacaklar, ondan faydalanacaklar?
5 - Abdullah Parlıyan: İş işten geçtikten sonra o gün: “Biz O'na iman ettik” derler; ama uzak yerden, yani dünyaya tekrar dönüp kurtuluşa ermeleri onlar için ne mümkün.
6 - Adem Uğur: (İş işten geçtikten sonra:) "Ona inandık" demişlerdir, ama uzak yerden (dünya hayatı gelip geçtikten sonra) imana kavuşmak onlar için nasıl mümkün olur?
7 - Ahmed Hulusi: "O'na (hakikatimizde olarak) iman ettik" dediler. . . (Öyle olsaydı) bu uzaklık nasıl oluşurdu ki!
8 - Ahmet Tekin: İş işten geçtikten sonra:
'Ona iman ettik' demişlerdir. Uzak bir yerden, ulaşılması mümkün olmayan bir yerden imana el uzatmak, ona kavuşmak, onlar için ne mümkün!
9 - Ahmet Varol: 'Ona inandık' derler. Ama onlar için, uzak bir yerden [3] (imana) ulaşmak nerede?
10 - Ali Bulaç: "Biz O'na iman ettik" derler; ancak onlara uzak bir yerden (ahiretten imana) el uzatmak nerede?
11 - Ali Fikri Yavuz: (Ve azabı gördükleri zaman): “-Biz O’na= Hz. Muhammed’e (s.a.v.) iman ettik.” demektedirler; fakat uzak bir yerden (ahiretten) tevbe etmek nerede?
12 - Ali Ünal: İş işten geçtikten sonra, “Ona (Kur’ân’a) inandık!” derler. Ama, bu kadar uzak bir mevkiden imana ve kurtuluşa ulaşmayı artık nasıl ümit edebilirler ki?!
13 - Bayraktar Bayraklı: Onlar o zaman, “Gerçeğe inandık” derler. Uzak bir yerden ona nasıl ulaşacaklar?
14 - Bekir Sadak: (51-52) Onlari korktuklari zaman bir gorsen; artik kurtulus yoktur; cehenneme yakin bir yerde yakalanmislardir. O zaman, «Allah'a inandik» derler ama, ahiret gibi uzak bir yerden imana nasil kolayca ulasirlar?
15 - Celal Yıldırım: «Biz O'na imân ettik» derler. Ama uzak bir yerden (Âhiret'ten imâna) el sunmak (Dünya'ya yeniden döndürülmek) onlara nereden?
16 - Cemal Külünkoğlu: (Azabı gördükleri zaman:) “Biz O'na (Peygamber'e) inandık” derler. Ama iyice uzağında kaldıkları (dünya hayatı gelip geçtikten sonra) imanı nasıl yakalayacaklar?
17 - Diyanet İşleri (eski): (51-52) Onları korktukları zaman bir görsen; artık kurtuluş yoktur, cehenneme yakın bir yerde yakalanmışlardır. O zaman, 'Allah'a inandık' derler ama, ahiret gibi uzak bir yerden imana nasıl kolayca ulaşırlar?
18 - Diyanet Vakfi: (İş işten geçtikten sonra:) «Ona inandık» demişlerdir, ama uzak yerden (dünya hayatı gelip geçtikten sonra) imana kavuşmak onlar için nasıl mümkün olur?
19 - Edip Yüksel: 'Ona inandık,' derler. Uzak bir yerden ona nasıl ulaşabilirler?
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Ve «iyman ettik ona» demektedirler, fakat onlara uzak yerden el sunmak nerede?
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Ve: «O'na iman ettik!» demektedirler, fakat onlara uzak yerden el sunmak nerede?
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Ve: «O'na iman ettik» demektedirler. Fakat onlar için (âhiret gibi) uzak bir yerden (imana) el sunmak (ulaşabilmek) nerede?
23 - Gültekin Onan: "Biz O'na inandık" derler; ancak onlara uzak bir yerden (ahiretten imana) el uzatmak nerede?
24 - Harun Yıldırım: "Ona inandık" demişlerdir, ama uzak yerden (dünya hayatı gelip geçtikten sonra) imana kavuşmak onlar için nasıl mümkün olur?
25 - Hasan Basri Çantay: «Ona îman etdik» demişlerdir. Fakat onlar için (dünyâye) uzak (kalmış) bir yerden (tevbeye) el sunmak nerede?.
26 - Hayrat Neşriyat: Artık (iş işten geçtikten sonra): 'Ona (Muhammed’e) îmân ettik' demişlerdir. Fakat uzak bir yerden (âhiret âleminden, dünyada olması gereken îmânı) elde etmek, onlar için nasıl (mümkün) olur?
27 - İbni Kesir: O'na inandık demişlerdir. Ama uzak bir yerden nasıl kolayca imana ulaşılır?
28 - İlyas Yorulmaz: “O'na (Allah'a) iman ettik” dediler. Fakat kurtulmaları çok uzak olduğu halde, onların nasıl bir kurtuluş ümitleri olabilir ki?
29 - Kadri Çelik: “Biz ona (Kur'an'a) iman ettik” derler; ancak onu uzak bir yerden (berzahtan dünyaya) nasıl uzanıp alacaklar ki?
30 - Muhammed Esed: ve (görsen, nasıl) "Biz (şimdi) ona inandık!" diye yalvarırlar fakat nasıl bu kadar uzaktan (kurtuluşa) ere(ceklerini ümit ede)bilirler?
31 - Mustafa İslamoğlu: İşte onlar (o zaman) "Biz ona inandık!" diye haykırırlar. Ama bunca uzak mesafeden (kurtuluşa) zahmetsizce ulaşmak nasıl ve nereden mümkün olacak?
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: Ve demiş olurlar ki, ona imân ettik. Fakat onlara uzak bir yerden el sunmak nerede?
33 - Ömer Öngüt: "Ona inandık!" demektedirler. Amma uzak yerden el sunmak (dünyaya yeniden döndürülmek) nasıl mümkün olur?
34 - Şaban Piriş: -Ona inandık, derler. Bu kadar uzak yerden ona nasıl ulaşılır? (İnanmak neye yarar?)
35 - Sadık Türkmen: Ve: “o’na iman ettik” dediler. Onlar için uzak bir yerden imana ulaşmak, nasıl mümkün olur ki?
36 - Seyyid Kutub: O'na inandık derler, ama artık iyice uzağında kaldıkları imanı nasıl yakalayacaklardır?
37 - Suat Yıldırım: İş işten geçtikten sonra "Peygambere inandık." demektedirler; ama uzak yerden, ta dünyadan imanı nasıl alabilsinler?
38 - Süleyman Ateş: "Ona inandık" demektedirler, ama uzak yerden (tâ dünyâdan imanı) nasıl alabilsinler?
39 - Tefhim-ul Kuran: «Biz O'na iman ettik» derler; ancak onlara uzak bir yerden (ahiretten imana) el uzatmak nerede?
40 - Ümit Şimşek: 'Ona iman ettik' demektedirler. Ama o kadar uzaktan imana el atmak ne mümkün?
41 - Yaşar Nuri Öztürk: "Ona inandık!" dediler. Ama nasıl mümkün olur onlar için imana ulaşmak o uzak yerden!
SEBE Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46 ,
47 ,
48 ,
49 ,
50 ,
51 ,
52 ,
53 ,
54