SEBE-53 için 41 adet meâl bulundu. Edip Yüksel (34/SEBE-53: Halbuki daha önce onu yalanlamışlardı. Bilgileri olmayan konularda uzaktan atıp tutuyorlardı.) / Elmalılı Hamdi Yazır (34/SEBE-53: Halbuki evvel ona küfretmişlerdi, uzak yerden gaybe taş atıyorlardı)
34/SEBE-53
وَقَدْ كَفَرُوا بِهِ مِن قَبْلُ وَيَقْذِفُونَ بِالْغَيْبِ مِن مَّكَانٍ بَعِيدٍ ﴿٥٣﴾
Ve kad keferû bihî min kablu, ve yakzifûne bil gaybi min mekânin baîd(baîdin).
| 1. | ve kad | : ve olmuştu |
| 2. | keferû | : inkâr ettiler |
| 3. | bihî | : onu |
| 4. | min kablu | : önceden, daha önce |
| 5. | ve yakzifûne | : ve atıyorlar |
| 6. | bi el gaybi | : gayba |
| 7. | min mekânin | : bir mekândan, yerden |
| 8. | baîdin | : uzak |
1 - İmam İskender Ali Mihr: Ve daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden (dalâletten) gayba (lâf) atıyorlardı.
2 - Diyanet İşleri: Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.
3 - Abdul Metin Saruhan: Halbuki daha önce onu (Hakkı) inkar etmişlerdi. Uzak bir yerden gayp hakkında atıp tutuyorlardı.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Ve gerçekten de önce ona kâfir olmuşlardı ve uzak bir yerdeyken gizli şeye dâir dillerine geleni söylüyorlardı.
5 - Abdullah Parlıyan: Halbuki daha önce, dünyada Allah'ı, peygamberi, kitabı inkâr etmişlerdi, insan kavrayışının ötesindeki bazı şeylere yani cennet, cehennem, mahşer ve hesaba dil uzatıyorlardı.
6 - Adem Uğur: Halbuki daha önce onu (hakkı) inkâr etmişlerdi. Uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.
7 - Ahmed Hulusi: Daha önce o hakikati inkâr etmişlerdi! Hakikatten uzak olarak, gaybları hakkında ileri geri atıp tutuyorlardı.
8 - Ahmet Tekin: Halbuki, daha önce, hakkı inkârda ısrar etmişlerdi. Uzak bir yerden gaybla, duyu ve bilgi alanı ötesiyle ilgili tahmin yürütüyorlar, mesnetsiz ileri-geri konuşuyorlardı.
9 - Ahmet Varol: Daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden gayba atıp tutuyorlardı. [4]
10 - Ali Bulaç: Oysa daha önce onu inkar etmişlerdi; onlar uzak bir yerden gayba atıp tutuyorlardı (dil uzatıyorlardı).
11 - Ali Fikri Yavuz: Halbuki daha önce (dünyada) O’nu= Hz. Peygamberi inkâr etmişlerdi; ve bilmedikleri şeye haktan uzak olarak lâf atıp duruyorlardı; (Peygamber için sihirbazdır, şairdir, kâhindir diyorlardı).
12 - Ali Ünal: Gerçek şu ki, onu önceden, (inanmaları gereken zamanda) inkâr etmişlerdi; ve çok uzak bir mevkiden, tamamen gayb olan (Âhiret’e) atıp tutuyorlardı.
13 - Bayraktar Bayraklı: Onlar, bu duruma düşmeden önce inkâr etmişler, bilmeden uzaktan taş atmışlardı.
14 - Bekir Sadak: Oysa onu daha once inkar etmisler, uzak bir yer olan dunyadan gorunmeyene dil uzatmislardi.
15 - Celal Yıldırım: Halbuki daha önce onu inkâr etmişler, uzak yerden gaybe taş atmışlar (bilmedikleri şeye dil uzatmışlardı.
16 - Cemal Külünkoğlu: Hâlbuki daha önce onu inkâr etmişlerdi. O zaman insan kavrayışının ötesindeki (ahiret) hakkında uzaktan laf atıp tutuyorlardı.
17 - Diyanet İşleri (eski): Oysa onu daha önce inkar etmişler, uzak bir yer olan dünyadan görünmeyene dil uzatmışlardı.
18 - Diyanet Vakfi: Halbuki daha önce onu (hakkı) inkâr etmişlerdi. Uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.
19 - Edip Yüksel: Halbuki daha önce onu yalanlamışlardı. Bilgileri olmayan konularda uzaktan atıp tutuyorlardı.
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Halbuki evvel ona küfretmişlerdi, uzak yerden gaybe taş atıyorlardı
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Oysa daha önce O'na küfretmişlerdi, uzak yerden gaybe taş atıyorlardı.
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Halbuki daha önce (dünyada) O'nu inkâr etmişlerdi. Uzak yerden gayba taş atıyorlardı.
23 - Gültekin Onan: Oysa daha önce ona küfretmişlerdi; onlar uzak bir yerden gayba atıp tutuyorlardı (dil uzatıyorlardı).
24 - Harun Yıldırım: Halbuki daha önce onu (hakkı) inkâr etmişlerdi. Uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.
25 - Hasan Basri Çantay: Halbuki daha evvel ona küfretmişlerdi. Uzak bir yerden gaybe atıb tutuyorlardı.
26 - Hayrat Neşriyat: Hâlbuki daha önce onu gerçekten inkâr etmişlerdi. Ve uzak bir yerden gayba (taş)atıyor (bilmeden ileri geri konuşuyor)lardı.
27 - İbni Kesir: Halbuki daha önce onu inkar etmişlerdi. Uzak bir yerden gayba atıp tutuyorlardı.
28 - İlyas Yorulmaz: Halbuki daha önceden Allah'ı inkar edip, hiçbir bilgileri olmadığı halde, gayb (dirilme ve hesap günü) hakkında yalanlamalarda bulunuyorlardı.
29 - Kadri Çelik: Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi; onlar uzak bir yerden (dünyadan) gayb (ahiret) hakkında atıp tutuyorlardı (yalanlıyorlardı).
30 - Muhammed Esed: Halbuki önceleri hakikati inkara kalkışmışlar ve insan kavrayışının ötesindeki bazı şeylere uzaktan dil uzatmışlardı.
31 - Mustafa İslamoğlu: Oysa ki onlar daha önceden inkar etmişler ve (dünya gibi) uzak bir noktadan (ahiret gibi) idraki aşan bir gerçeğe dil uzatmışlardı.
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: Halbuki, O'nu evvelce inkar etmişlerdi ve gayba uzak bir yerden taş atıyorlardı.
33 - Ömer Öngüt: Halbuki daha önce onu inkâr etmişlerdi. Uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.
34 - Şaban Piriş: Oysa daha önce onu inkar etmişlerdi. Uzak bir yerden atıp tutuyorlardı.
35 - Sadık Türkmen: Halbuki, daha önce onu inkâr etmişlerdi. Uzak bir yerden gayba taş atıp duruyorlardı.
36 - Seyyid Kutub: Vaktiyle onu inkâr etmişlerdi, o zaman uzaktan karanlığa taş atıyorlardı.
37 - Suat Yıldırım: Halbuki daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden gayba atıp tutuyorlardı!
38 - Süleyman Ateş: Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi. Uzak yerden görülmeyene taş atıyorlardı.
39 - Tefhim-ul Kuran: Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi; onlar uzak bir yerden gayba atıp tutuyorlardı (dil uzatıyorlardı).
40 - Ümit Şimşek: Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi; o zaman gayb âlemi hakkında uzaktan uzağa atıp tutuyorlardı.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: Daha önce inkâr etmişlerdi onu. Gayba taş atıp duruyorlardı o uzak yerden.
SEBE Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46 ,
47 ,
48 ,
49 ,
50 ,
51 ,
52 ,
53 ,
54