YÛNUS-51 için 41 adet meâl bulundu. Diyanet İşleri (eski) (10/YÛNUS-51: Vuku bulduktan sonra mı O'na inanacaksınız? İnanmayanlar azabı görünce, 'şimdi miydi?' derler. 'Elbette, siz onu acele istiyordunuz' denir.) / Diyanet Vakfi (10/YÛNUS-51: Olacaklar olduktan sonra mı O’na iman edeceksiniz? Şimdi mi? Halbuki onu (azabın gelmesini) istemekte acele ediyordunuz?)
YÛNUS Suresi 51. ayeti Türkçe Kur'an Mealleri | 10/YÛNUS-51
YÛNUS-51 için 41 adet meâl bulundu. Diyanet İşleri (eski) (10/YÛNUS-51: Vuku bulduktan sonra mı O'na inanacaksınız? İnanmayanlar azabı görünce, 'şimdi miydi?' derler. 'Elbette, siz onu acele istiyordunuz' denir.) / Diyanet Vakfi (10/YÛNUS-51: Olacaklar olduktan sonra mı O’na iman edeceksiniz? Şimdi mi? Halbuki onu (azabın gelmesini) istemekte acele ediyordunuz?)
أَثُمَّ إِذَا مَا وَقَعَ آمَنْتُم بِهِ آلآنَ وَقَدْ كُنتُم بِهِ تَسْتَعْجِلُونَ ﴿٥١﴾
E summe izâ mâ vakaa âmentum bihi, âl'âne ve kad kuntum bihî testa'cilûn(testa'cilûne).
| 1. | e summe | : sonra mı |
| 2. | izâ | : olduğu zaman |
| 3. | mâ vakaa | : o şey vuku buldu, tahakkuk etti (vuku bulan şey) |
| 4. | âmentum | : âmenû oldunuz, iman ettiniz |
| 5. | bi-hi | : ona |
| 6. | âl'âne | : şimdi |
| 7. | ve kad | : ve oldu, olmuştu |
| 8. | kuntum | : siz oldunuz |
| 9. | bi-hi | : onu |
| 10. | testa'cilûne | : acele istiyorsunuz |
1 - İmam İskender Ali Mihr: O, vuku bulduktan sonra mı şimdi mi O’na îmân edeceksiniz? Ve siz, onu acele istemiştiniz.
2 - Diyanet İşleri: (Onlara) “Azap gerçekleştikten sonra mı O’na iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz” (denilecek).
3 - Abdul Metin Saruhan: Başınıza bela geldikten sonra mı O’na iman edeceksiniz, şimdi mi? (Çok geç) Halbuki onu (azabın gelmesini) istemekte acele ediyordunuz.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Ona, azap gelip çattıktan sonra mı imân edeceksiniz, halbuki böyle bir şeyin olmayacağını sanıp alay ederek çabucak gelmesini istiyordunuz hani.
5 - Abdullah Parlıyan: Azap başınıza geldikten sonra mı, O'na inanacaksınız, yoksa şimdi mi inandınız? Hani ya, siz onu çabuk isteyip duruyordunuz nasılmış?
6 - Adem Uğur: Başınıza belâ geldikten sonra mı O'na iman edeceksiniz, şimdi mi? (Çok geç). Halbuki onu (azabın gelmesini) istemekte acele ediyordunuz?
7 - Ahmed Hulusi: (Azap) başınıza geldikten sonra mı iman edeceksiniz? ŞİMDİ mi? (Oysa) onu acilen yaşamayı istiyordunuz!
8 - Ahmet Tekin: Küstahça, alelacele verilmesini istediğiniz cezanın gerçekleşeceği zaman mı iman edeceksiniz, yoksa şimdi mi iman edeceksiniz?
9 - Ahmet Varol: (Azap) geldikten sonra mı ona inanacaksınız? Şimdi mi? Oysa daha önce onun acele ile gelmesini istiyordunuz!
10 - Ali Bulaç: Gerçekleştikten sonra mı O'na iman edeceksiniz? Hemen şimdi mi? Oysa siz, onun (azabın) erkence gelmesini istiyordunuz.
11 - Ali Fikri Yavuz: Bu azab vâkı olduktan sonra mı Allah’a iman edeceksiniz? O vakit size: “Şimdi mi iman ediyorsunuz?” denecek. Halbuki siz alay ederek, bu azabın acele gelmesini isteyip duruyordunuz.
12 - Ali Ünal: Olacak olan olduktan sonra mı O’na iman edeceksiniz? Ama o gün size denecek şudur: “Şimdi mi? Artık çok geç! Hem siz, bu cezanın hemen gelivermesini istemiyor muydunuz!”
13 - Bayraktar Bayraklı: “Başınıza belâ geldikten sonra mı O'na iman edeceksiniz, şimdi mi? Halbuki azabın gelmesini istemekte acele ediyordunuz.”
14 - Bekir Sadak: Vuku bulduktan sonra mi O'na inanacaksiniz? Inanmayanlar azabi gorunce, «µimdi miydi?» derler. «Elbette, siz onu acele istiyordunuz» denir.
15 - Celal Yıldırım: Yoksa bu azâb meydana geldikten sonra mı (Allah'a) imân edeceksiniz ? (Veya va'dedilen azaba öyle mi inanacaksınız ?) Şimdi mi ? Oysa siz onu acele isteyip duruyordunuz.
16 - Cemal Külünkoğlu: (Yoksa azap) gerçekleştikten sonra mı O'na iman edeceksiniz? O vakit size: “Şimdi mi iman ediyorsunuz?” denecek. Hâlbuki siz alay ederek, bu azabın acele gelmesini isteyip duruyordunuz.
17 - Diyanet İşleri (eski): Vuku bulduktan sonra mı O'na inanacaksınız? İnanmayanlar azabı görünce, 'şimdi miydi?' derler. 'Elbette, siz onu acele istiyordunuz' denir.
18 - Diyanet Vakfi: Olacaklar olduktan sonra mı O’na iman edeceksiniz? Şimdi mi? Halbuki onu (azabın gelmesini) istemekte acele ediyordunuz?
19 - Edip Yüksel: 'Gerçekleştikten sonra mı ona inanacaksınız? Öyleyse neden onu şimdi çabuk isteyip duruyorsunuz?'
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Ya sonra vakı' olduğu zaman mı ona iyman edeceksiniz? Ya... şimdi ha? hani siz bunu acele istiyordunuz, a?
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Bu azap meydana geldikten sonra mı ona iman edeceksiniz? Yoksa şimdi mi? Halbuki siz onun acele gelmesini istiyordunuz?
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Bu azap meydana geldikten sonra mı iman edeceksiniz, yoksa şimdi mi? Halbuki onun çarçabuk gelmesini istiyordunuz.
23 - Gültekin Onan: Gerçekleştikten sonra mı O'na inanacaksınız? Hemen şimdi mi? Oysa siz, onun (azabın) erkence gelmesini istiyordunuz.
24 - Harun Yıldırım: “Gerçekleştikten sonra mı O’na iman edeceksiniz? Hemen şimdi mi? Oysa siz, onun erkence gelmesini istiyordunuz.”
25 - Hasan Basri Çantay: Bu (azâb) vaaki olduktan sonra mı Ona (Allaha) îman edeceksiniz? (O vakit size:) «Şimdi mi (îman ediyorsunuz? denecek), halbuki siz onun mutlakaa gelmesini isteyib duruyordunuz».
26 - Hayrat Neşriyat: Sonra (azab) vuku' bulduğu zaman mı O’na îmân edeceksiniz? (Artık o zamanki îmânınız kabûl edilmeyecek ve size şöyle denecek:) 'Şimdi mi? Hani siz gerçekten onu (o azâbın gelmesini) acele istiyordunuz?'
27 - İbni Kesir: Gerçekleştikten sonra mı ona inanacaksınız? Hemen şimdi mi. Hani siz onu acele istiyordunuz.
28 - İlyas Yorulmaz: “Acele ile olmasını istediğiniz halde, azap başınıza geldikten sonra, şimdi mi O na iman edeceksiniz?”
29 - Kadri Çelik: (Azap) Gerçekleştikten sonra mı ona iman edeceksiniz? Hemen şimdi mi! Oysa siz, onun bir an önce gelmesini istiyordunuz.
30 - Muhammed Esed: Peki, gelmesinde (meydan okurcasına) tezlik gösterdiğiniz (ve) şimdi (size, 'Ona inanıyor musunuz?' diye sorulacağı o Gün) gelip çattıktan sonra mı, ancak o zaman mı, ona inanacaksınız?
31 - Mustafa İslamoğlu: Tehdit gerçekleştikten sonra mı O'na inanacaksınız? Ne! Ancak şimdi ha? Oysa ki siz (asla gelmez diye meydan okuyor), onun çabuk gelmesinde ısrar ediyordunuz!?
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: «O azap, vaki olduktan sonra mı ona imân etmiş olacaksınız? Şimdi mi? Halbuki, siz onu istical ediveriyordunuz (ya).»
33 - Ömer Öngüt: O azap başınıza geldikten sonra mı O'na inanacaksınız? Şimdi mi? Hani siz onu acele istiyordunuz?
34 - Şaban Piriş: O, gerçekleştikten sonra mı ona inandınız? Siz onu acele istiyordunuz.
35 - Sadık Türkmen: Belâ gerçekleştikten sonra mı ona inanacaksınız? Hemen şimdi mi? Hani siz onu acele isteyip duruyordunuz!
36 - Seyyid Kutub: Yoksa azap başlarına geldikten sonra kendilerine, 'Şimdi ona inandınız mı? Hani onun bir an önce gerçekleşmesini istiyordunuz' densin diye mi?
37 - Suat Yıldırım: İş işten geçtikten sonra mı iman edeceksiniz? Demek şimdi ha! (Ama artık çok geç!). Alın da görün çarçabuk gelmesini istediğiniz şeyi!
38 - Süleyman Ateş: (Azâb) başınıza geldikten sonra mı ona inanacaksınız? Şimdi mi (inandınız)? Hani ya siz onu çabuk isteyip duruyordunuz (nasılmış)?
39 - Tefhim-ul Kuran: Gerçekleştikten sonra mı O'na iman edeceksiniz? Hemen şimdi mi? Oysa siz, onun erkence gelmesini istiyordunuz.
40 - Ümit Şimşek: Olan olduktan sonra mı ona inanacaksınız? Şimdi inandınız, öyle mi? Hani siz bunun çabuklaştırılmasını istiyordunuz?
41 - Yaşar Nuri Öztürk: O azap başınıza patladıktan sonra mı iman ettiniz! Şimdi mi? Hani onu aceleden isteyip duruyordunuz?
YÛNUS Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46 ,
47 ,
48 ,
49 ,
50 ,
51 ,
52 ,
53 ,
54 ,
55 ,
56 ,
57 ,
58 ,
59 ,
60 ,
61 ,
62 ,
63 ,
64 ,
65 ,
66 ,
67 ,
68 ,
69 ,
70 ,
71 ,
72 ,
73 ,
74 ,
75 ,
76 ,
77 ,
78 ,
79 ,
80 ,
81 ,
82 ,
83 ,
84 ,
85 ,
86 ,
87 ,
88 ,
89 ,
90 ,
91 ,
92 ,
93 ,
94 ,
95 ,
96 ,
97 ,
98 ,
99 ,
100 ,
101 ,
102 ,
103 ,
104 ,
105 ,
106 ,
107 ,
108 ,
109