YÛNUS-76 için 41 adet meâl bulundu. Harun Yıldırım (10/YÛNUS-76: Onlara katımızdan hak geldiği zaman, dediler ki: “Bu, kuşkusuz apaçık bir sihirdir.”) / Adem Uğur (10/YÛNUS-76: Katımızdan onlara hak (mucize) gelince: "Bu elbette apaçık bir sihirdir" dediler.)
YÛNUS-76, YÛNUS Suresi 76. ayet için Kuran Meallerini Kıyasla
YÛNUS-76 için 41 adet meâl bulundu. Harun Yıldırım (10/YÛNUS-76: Onlara katımızdan hak geldiği zaman, dediler ki: “Bu, kuşkusuz apaçık bir sihirdir.”) / Adem Uğur (10/YÛNUS-76: Katımızdan onlara hak (mucize) gelince: "Bu elbette apaçık bir sihirdir" dediler.)
فَلَمَّا جَاءهُمُ الْحَقُّ مِنْ عِندِنَا قَالُواْ إِنَّ هَذَا لَسِحْرٌ مُّبِينٌ ﴿٧٦﴾
Fe lemmâ câehumul hakku min indinâ kâlû inne hâzâ le sıhrun mubîn(mubînun).
| 1. | fe lemmâ | : böylece, olduğu zaman |
| 2. | câe-humu el hakku | : onlara hak geldi |
| 3. | min indi-nâ | : katımızdan |
| 4. | kâlû | : dediler |
| 5. | inne | : muhakkak |
| 6. | hâzâ | : bu |
| 7. | le sıhrun | : mutlaka, muhakkak ki bir sihirdir |
| 8. | mubînun | : apaçık, açıkça |
1 - İmam İskender Ali Mihr: Böylece onlara katımızdan hak geldiği zaman: “Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir.” dediler.
2 - Diyanet İşleri: Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince, “Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir” dediler.
3 - Abdul Metin Saruhan: Katımızdan onlara hak (mucize) gelince bu elbette apaçık bir sihirdir dediler.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Gerçek olan şey, katımızdan onlara gelince bu dediler, şüphe yok ki apaçık bir büyü.
5 - Abdullah Parlıyan: Öyle ki, kendilerine tarafımızdan gerçek olan kitabımız ve mucizeler geldiği zaman: “Bakın bu düpedüz bir büyü” dediler.
6 - Adem Uğur: Katımızdan onlara hak (mucize) gelince: "Bu elbette apaçık bir sihirdir" dediler.
7 - Ahmed Hulusi: İndîmizden onlara Hak geldiğinde: "Muhakkak ki bu apaçık bir sihirdir" dediler.
8 - Ahmet Tekin: Kendilerine tarafımızdan hak bir mûcize, doğru bilgiler gelince:
'Bunlar kesinlikle, aklımızı etki altına alan apaçık bir sihirdir, bir aldatmacadır' dediler.
9 - Ahmet Varol: Onlara katımızdan gerçek gelince: 'Bu apaçık bir sihirdir' dediler.
10 - Ali Bulaç: Onlara katımızdan hak geldiği zaman, dediler ki: "Bu, kuşkusuz apaçık bir büyüdür."
11 - Ali Fikri Yavuz: Tarafımızdan kendilerine mûcize geldiği vakit, “ - Muhakkak bu açık bir sihirdir.” dediler.
12 - Ali Ünal: Tarafımızdan kendilerine gerçek ulaşınca, “Bu”, dediler, “besbelli bir büyü!”
13 - Bayraktar Bayraklı: Katımızdan onlara hak gelince, “Bu elbette apaçık bir sihirdir” dediler.
14 - Bekir Sadak: Gercek, katimizdan onlara gelince: «Dogrusu bu apacik bir buyudur» dediler.
15 - Celal Yıldırım: Onlara bizim katımızdan hak gelince, «bu ancak açık bir sihirdir» dediler.
16 - Cemal Külünkoğlu: Onlara tarafımızdan hak (mucize) ulaşınca: “Bu açık bir sihirdir” dediler.
17 - Diyanet İşleri (eski): Gerçek, katımızdan onlara gelince: 'Doğrusu bu apaçık bir büyüdür' dediler.
18 - Diyanet Vakfi: Katımızdan onlara hak (mucize) gelince: «Bu elbette apaçık bir sihirdir» dediler.
19 - Edip Yüksel: Tarafımızdan kendilerine gerçek gelince, 'Bu apaçık bir büyüdür,' dediler.
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Tarafımızdan kendilerine hak geldiği vakıt her halde bu açık bir sihir dediler
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Tarafımızdan kendilerine hak gelince, «Muhakkak bu açık bir sihir!» dediler.
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Kendilerine tarafımızdan hak gelince, «Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir.» dediler.
23 - Gültekin Onan: Onlara katımızdan hak geldiği zaman, dediler ki: "Bu, kuşkusuz apaçık bir büyüdür."
24 - Harun Yıldırım: Onlara katımızdan hak geldiği zaman, dediler ki: “Bu, kuşkusuz apaçık bir sihirdir.”
25 - Hasan Basri Çantay: Tarafımızdan kendilerine hak (mu'cize) geldiği vakit: «Her halde bu, apaçık bir sihirdir» dediler.
26 - Hayrat Neşriyat: Nihâyet onlara tarafımızdan hak gelince: 'Doğrusu bu apaçık bir sihirdir' dediler.
27 - İbni Kesir: Tarafımızdan kendilerine hak geldiği vakit; doğrusu bu, apaçık bir büyüdür, dediler.
28 - İlyas Yorulmaz: Ne zamanki katımızdan onlara gerçekler gelse, bu apaçık bir sihirdir dediler.
29 - Kadri Çelik: Katımızdan onlara gerçek gelince, “Doğrusu bu apaçık bir büyüdür” dediler.
30 - Muhammed Esed: Öyle ki, kendilerine katımızdan hak geldiği zaman, "Bakın, bu düpedüz bir büyü!" dediler.
31 - Mustafa İslamoğlu: Şöyle ki: Katımızdan kendilerine hakikatin ta kendisi geldiği zaman dediler ki: "İşte bu kesinlikle ayan beyan bir sihirdir!"
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: Vaktâ ki onlara Bizim tarafımızdan hak geldi, «Şüphe yok ki bu elbette apaçık bir sahirdir,» dediler.
33 - Ömer Öngüt: Katımızdan kendilerine hak geldiği zaman: “Doğrusu bu apaçık bir sihirdir. ” dediler.
34 - Şaban Piriş: Katımızdan onlara gerçek geldiği zaman, onlar: -Bu, apaçık bir sihirdir! demişlerdi.
35 - Sadık Türkmen: Onlara katımızdan gerçek gelince: “Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir” dediler.
36 - Seyyid Kutub: Bizim tarafımızdan gönderilen gerçek onlara ulaşınca, «Bu apaçık bir büyüdür» dediler.
37 - Suat Yıldırım: Onlara tarafımızdan gerçek ulaşınca: "Bu besbelli bir sihirdir." dediler.
38 - Süleyman Ateş: Onlara katımızdan gerçek gelince: "Bu, apaçık bir büyüdür." dediler.
39 - Tefhim-ul Kuran: Onlara katımızdan hak geldiği zaman, dediler ki: «Bu, kuşkusuz apaçık bir büyüdür.»
40 - Ümit Şimşek: Tarafımızdan onlara hak geldiğinde, 'Bu düpedüz bir büyü' dediler.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: Gerçek, katımızdan onlara geldiğinde şöyle demişlerdi: "Hiç kuşkusuz, bu, apaçık bir büyüdür."
YÛNUS Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46 ,
47 ,
48 ,
49 ,
50 ,
51 ,
52 ,
53 ,
54 ,
55 ,
56 ,
57 ,
58 ,
59 ,
60 ,
61 ,
62 ,
63 ,
64 ,
65 ,
66 ,
67 ,
68 ,
69 ,
70 ,
71 ,
72 ,
73 ,
74 ,
75 ,
76 ,
77 ,
78 ,
79 ,
80 ,
81 ,
82 ,
83 ,
84 ,
85 ,
86 ,
87 ,
88 ,
89 ,
90 ,
91 ,
92 ,
93 ,
94 ,
95 ,
96 ,
97 ,
98 ,
99 ,
100 ,
101 ,
102 ,
103 ,
104 ,
105 ,
106 ,
107 ,
108 ,
109