A'LÂ-9 için 41 adet meâl bulundu. Bekir Sadak (87/A'LÂ-9: Faydali olacaksa insanlara ogut ver.) / Celal Yıldırım (87/A'LÂ-9: O halde öğüt fayda verirse ona devam et.)
87/A'LÂ-9
فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ الذِّكْرَى ﴿٩﴾
Fe zekkir in nefeatiz zikrâ.
| 1. | fe | : o halde |
| 2. | zekkir | : zikret, hatırlat, öğüt ver |
| 3. | in | : eğer |
| 4. | nefeati | : fayda verdi |
| 5. | ez zikrâ | : zikir |
1 - İmam İskender Ali Mihr: O halde, eğer zikir fayda verecekse zikret (zikri öğret, öğüt ver).
2 - Diyanet İşleri: O hâlde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver.
3 - Abdul Metin Saruhan: O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Artık öğüt ver, fayda verirse eğer.
5 - Abdullah Parlıyan: O halde gerçekleri başkalarına hatırlat. Bu hatırlatma ister fayda veriyor görünsün ister görünmesin.
6 - Adem Uğur: O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver.
7 - Ahmed Hulusi: Eğer zikra (hatırlatma) fayda verirse, hatırlat!
8 - Ahmet Tekin: Öğüt, uyarı fayda verdiği sürece, Kuran ile insanlara öğüt vermeye, tebliğe devam et.
9 - Ahmet Varol: Şu halde eğer öğüt fayda verecekse öğüt ver.
10 - Ali Bulaç: Şu halde, eğer 'öğüt ve hatırlatma' bir yarar sağlayacaksa, 'öğüt verip hatırlat.'
11 - Ali Fikri Yavuz: O halde, fayda versin (yahud fayda vermesin), sen Kur’an ile öğüd ver; (tebliğ vazifeni yap).
12 - Ali Ünal: Öyleyse sen, nasihat ve hatırlatmanın fayda vereceği her durumda nasihat et ve hatırlat.
13 - Bayraktar Bayraklı: (8-9) Başarıya giden yolu sana kolaylaştıracağız. O halde öğüt ver, çünkü öğüdün mutlaka faydası olacaktır.
14 - Bekir Sadak: Faydali olacaksa insanlara ogut ver.
15 - Celal Yıldırım: O halde öğüt fayda verirse ona devam et.
16 - Cemal Külünkoğlu: O halde, eğer öğüt fayda verirse öğüt ver!
17 - Diyanet İşleri (eski): Faydalı olacaksa insanlara öğüt ver.
18 - Diyanet Vakfi: (8-9) Seni en kolaya muvaffak kılacağız. O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver.
19 - Edip Yüksel: Öğüt yararlı olacaksa öğüt ver.
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Onun için öğüd ver, öğüd fâide verirse
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Onun için öğüt ver, eğer öğüt fayda verirse.
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Onun için öğüt ver, eğer öğüt fayda verirse.
23 - Gültekin Onan: Şu halde, eğer 'öğüt ve hatırlatma' bir yarar sağlayacaksa, 'öğüt verip hatırlat'.
24 - Harun Yıldırım: O halde –eğer öğüt fayda verirse sen de öğüt ver.
25 - Hasan Basri Çantay: O halde eğer öğüd fâide verirse (durma) öğüd ver.
26 - Hayrat Neşriyat: O hâlde eğer nasîhat fayda verirse, (artık onlara) nasîhat et!
27 - İbni Kesir: O halde öğüt fayda verecekse, öğüt ver.
28 - İlyas Yorulmaz: Eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver.
29 - Kadri Çelik: O halde hatırlat, eğer hatırlatma bir yarar sağlayacaksa.
30 - Muhammed Esed: O halde, (hakikati başkalarına) hatırlat, bu hatırlatma ister fayda ver(iyor görün)sün, (ister görünmesin).
31 - Mustafa İslamoğlu: Şu halde sen, -öğüt (sadece bazılarına) fayda verse de- hep (fıtratlara nakşolan Allah'ı) hatırlat,
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: (9-10) Artık öğüt ver, eğer öğüt faide verirse. Korkar kimse, öğütü dinleyecektir.
33 - Ömer Öngüt: Faydalı olacaksa öğüt ver.
34 - Şaban Piriş: O halde, öğüt/uyarı fayda verecekse öğüt ver.
35 - Sadık Türkmen: O halde; hatırlat/öğüt ver, öğüt/hatırlatma faydalı olacaksa!
36 - Seyyid Kutub: O halde hatırlatmak fayda verirse hatırlat.
37 - Suat Yıldırım: O halde öğütün fayda vereceği ümidiyle sen nasihat et!
38 - Süleyman Ateş: O halde eğer hatırlatmak yarar verirse hatırlat, öğüt ver.
39 - Tefhim-ul Kuran: Şu halde, eğer 'öğüt ve hatırlatma' bir yarar sağlayacaksa, 'öğüt verip hatırlat.'
40 - Ümit Şimşek: Sen öğüt ver-öğüt fayda verecekse.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: Eğer hatırlatmak yarar sağlarsa hatırlat/öğüt ver!
A'LÂ Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19