NEML-13 için 41 adet meâl bulundu. Edip Yüksel (27/NEML-13: Onlara açıkça görünen mucizelerimiz geldiğinde, 'Bu apaçık bir büyüdür,' dediler.) / Elmalılı Hamdi Yazır (27/NEML-13: Bu suretle âyetlerimiz hakıkati gözlerine sokarak vardığı vakıt onlara bu apaçık bir sihir dediler)
27/NEML-13
فَلَمَّا جَاءتْهُمْ آيَاتُنَا مُبْصِرَةً قَالُوا هَذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ ﴿١٣﴾
Fe lemmâ câethum âyâtunâ mubsıraten kâlû hâzâ sihrun mubîn(mubînun).
| 1. | fe | : böylece |
| 2. | lemmâ | : olduğu zaman |
| 3. | câet-hum | : onlara geldi |
| 4. | âyâtu-nâ | : âyetlerimiz |
| 5. | mubsıraten | : görünür halde, görünür oldu |
| 6. | kâlû | : dediler |
| 7. | hâzâ | : bu |
| 8. | sihrun | : sihir, büyü |
| 9. | mubînun | : apaçık |
1 - İmam İskender Ali Mihr: Âyetlerimiz onlara görünür olduğu zaman; "Bu apaçık bir sihirdir." dediler.
2 - Diyanet İşleri: Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, “Bu apaçık bir sihirdir” dediler.
3 - Abdul Metin Saruhan: Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince bu apaçık bir büyüdür dediler.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Delillerimiz, gözle görünür bir sûrette onlara gösterilince bu, apaçık bir büyü dediler.
5 - Abdullah Parlıyan: Fakat onlara gerçeği, bütün açıklığıyla ortaya koyan mesajlarımız gelince: “Bu apaçık bir büyü” dediler.
6 - Adem Uğur: Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.
7 - Ahmed Hulusi: Mucizelerimiz apaçık onlara geldiğinde: "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
8 - Ahmet Tekin: Mûcizelerimiz, onların gözleri önüne serilince:
'Bu aklı etki altına alan apaçık bir sihirdir' dediler.
9 - Ahmet Varol: Onlara ayetlerimiz açık olarak gelince: 'Bu apaçık bir büyüdür' dediler.
10 - Ali Bulaç: Ayetlerimiz onlara, gözler önünde sergilenmiş olarak gelince dediler ki: "Bu, apaçık olan bir büyüdür."
11 - Ali Fikri Yavuz: Vaktaki mucizelerimiz açık olarak onlara geldi: “- Bu meydanda bir sihirdir.” dediler.
12 - Ali Ünal: Mucizelerimiz bütün açıklığıyla gerçeği gösterici deliller olarak kendilerine takdim edildiğinde (Firavun ve halkı), “Bunlar, belli ki birer büyüden ibaret!” dediler.
13 - Bayraktar Bayraklı: Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: “Bu, apaçık bir sihirdir” dediler.
14 - Bekir Sadak: Ayetlerimiz gozlerinin onune serilince: «Bu apacik bir sihirdir» dediler.
15 - Celal Yıldırım: Mu'cize ve belgelerimiz onların gözleri önüne acık biçimde sergilenerek gelince, «bu açık bir sihirdir» dediler.
16 - Cemal Külünkoğlu: Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: “Bu, apaçık bir büyüdür” dediler.
17 - Diyanet İşleri (eski): Ayetlerimiz gözlerinin önüne serilince: 'Bu apaçık bir sihirdir' dediler.
18 - Diyanet Vakfi: Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: «Bu, apaçık bir büyüdür» dediler.
19 - Edip Yüksel: Onlara açıkça görünen mucizelerimiz geldiğinde, 'Bu apaçık bir büyüdür,' dediler.
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Bu suretle âyetlerimiz hakıkati gözlerine sokarak vardığı vakıt onlara bu apaçık bir sihir dediler
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Bu şekilde ayetlerimiz, hakikatı gözlerine sokarak onlara vardığı vakit: «Bu apaçık bir büyüdür!» dediler.
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Bu şekilde âyetlerimiz onların gözleri önüne serilince, «Bu apaçık bir sihirdir» dediler.
23 - Gültekin Onan: Ayetlerimiz onlara gözler önünde sergilenmiş olarak gelince dediler ki: "Bu apaçık olan bir büyüdür."
24 - Harun Yıldırım: Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.
25 - Hasan Basri Çantay: Vaktaki âyetlerimiz böyle parlak (ve vazıh) olarak onlara geldi, «Bu, apaçık bir büyüdür» dediler.
26 - Hayrat Neşriyat: İşte mu'cizelerimiz onlara (hakikati) açıkça gösterir bir şekilde gelince: 'Bu apaçık bir sihirdir' dediler.
27 - İbni Kesir: Ayetlerimiz böyle vazıh olarak onlara gelince; bu, apaçık bir büyüdür, dediler.
28 - İlyas Yorulmaz: Onlara, gördükleri ayetlerimiz (mucizeler) geldiğinde “Bu apaçık bir sihirdir” derler.
29 - Kadri Çelik: Ayetlerimiz onlara bütün aydınlığıyla apaçık olarak gelince dediler ki: “Bu, apaçık olan bir büyüdür.”
30 - Muhammed Esed: Fakat onlara gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan mesajlarımız gelince: "Bu apaçık bir büyü!" dediler;
31 - Mustafa İslamoğlu: Fakat onlara göz açıcı nitelikteki (mucizevi) ayetlerimiz gelince: "Bu apaçık bir büyüdür" dediler.
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: Vaktâ ki, onlara âyetlerimizi, vazihen, (tarik-i hidâyeti gösterir bir halde) geldi. Dediler ki: «Bu apaçık bir sihirden ibarettir.»
33 - Ömer Öngüt: Açıkça görünen âyetlerimiz onlara gelince: “Bu apaçık bir sihirdir. ” dediler.
34 - Şaban Piriş: Nitekim ayetlerimiz, gözleriyle görecekleri şekilde, kendilerine gelince: - Bu, apaçık bir sihirdir! dediler.
35 - Sadık Türkmen: Açıkça görünen mucizelerimiz/ayetlerimiz onlara gelince: “Bu apaçık bir büyüdür!” dediler.
36 - Seyyid Kutub: Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince «Bu apaçık bir büyüdür» dediler.
37 - Suat Yıldırım: Mûcize ve belgelerimiz bütün aydınlığıyla apaçık olarak onlara geldiğinde: "Bu besbelli bir büyü!" dediler.
38 - Süleyman Ateş: Onlara açıkça görünen âyetlerimiz gelince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.
39 - Tefhim-ul Kuran: Ayetlerimiz onlara, gözler önünde sergilenmiş olarak gelince dediler ki: «Bu, apaçık olan bir büyüdür.»
40 - Ümit Şimşek: Fakat gözleriyle gördükleri âyetlerimiz kendilerine geldiğinde, onlar yine 'Bu apaçık bir büyü' dediler.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: İşte bu şekilde ayetlerimiz göz ve gönül açar bir biçimde onlara geldiğinde şunu deyiverdiler: "Açık bir büyüdür bu..."
NEML Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46 ,
47 ,
48 ,
49 ,
50 ,
51 ,
52 ,
53 ,
54 ,
55 ,
56 ,
57 ,
58 ,
59 ,
60 ,
61 ,
62 ,
63 ,
64 ,
65 ,
66 ,
67 ,
68 ,
69 ,
70 ,
71 ,
72 ,
73 ,
74 ,
75 ,
76 ,
77 ,
78 ,
79 ,
80 ,
81 ,
82 ,
83 ,
84 ,
85 ,
86 ,
87 ,
88 ,
89 ,
90 ,
91 ,
92 ,
93