TÛR-45 için 41 adet meâl bulundu. Ahmet Tekin (52/TÛR-45: Artık ölecekleri, helâk edilecekleri, savaş meydanlarında öldürülecekleri güne kavuşuncaya kadar, onları kendi hallerine bırak.) / Ahmet Varol (52/TÛR-45: Öyleyse onları çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.)
52/TÛR-45
فَذَرْهُمْ حَتَّى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذِي فِيهِ يُصْعَقُونَ ﴿٤٥﴾
Fe zerhum hattâ yulâkû yevmehumullezî fîhî yus’akûne.
| 1. | fe | : o zaman, artık, böylece |
| 2. | zer-hum | : onları bırak, terket |
| 3. | hattâ yulâkû | : kavuşuncaya kadar |
| 4. | yevme-hum | : onların günü |
| 5. | ellezî | : o kimseler ki |
| 6. | fî-hi | : onda |
| 7. | yus'akûne | : şiddetli ses ile helâk olacaklar |
1 - İmam İskender Ali Mihr: Artık onları, helâk olacakları günlerine kavuşuncaya kadar terket.
2 - Diyanet İşleri: Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hâllerine bırak.
3 - Abdul Metin Saruhan: Artık çarpılacak günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Artık bırak onları helâk olacakları güne dek.
5 - Abdullah Parlıyan: Artık korkudan bayılacakları güne kavuşuncaya kadar bırak onları, ne yaparlarsa yapsınlar.
6 - Adem Uğur: Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak.
7 - Ahmed Hulusi: Bırak onları, dehşeti yaşayacakları (ölüm) günlerine kavuşuncaya kadar!
8 - Ahmet Tekin: Artık ölecekleri, helâk edilecekleri, savaş meydanlarında öldürülecekleri güne kavuşuncaya kadar, onları kendi hallerine bırak.
9 - Ahmet Varol: Öyleyse onları çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.
10 - Ali Bulaç: Öyleyse sen onları (en dayanılmaz azabla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.
11 - Ali Fikri Yavuz: O halde (Ey Rasûlüm), bırak onları; tâ o çarpılacakları (ölüm) günlerine kadar...
12 - Ali Ünal: O bakımdan, yedikleri darbe ile cansız yere düşecekleri güne kavuşacakları âna kadar bırak onları.
13 - Bayraktar Bayraklı: Artık, çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak!
14 - Bekir Sadak: Carpilacaklari gune erismelerine kadar onlari birak.
15 - Celal Yıldırım: Sen onları çarpılacakları güne kavuşmalarına kadar bırak.
16 - Cemal Külünkoğlu: Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hâllerine bırak.
17 - Diyanet İşleri (eski): Çarpılacakları güne erişmelerine kadar onları bırak.
18 - Diyanet Vakfi: Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak.
19 - Edip Yüksel: Çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak.
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: O halde bırak onları ta o çarpılacakları günlerine kadar
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): O halde bırak onları ta çarpılacakları günlerine (kavuşuncaya) kadar.
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları (kendi hallerine) bırak.
23 - Gültekin Onan: Öyleyse sen onları (en dayanılmaz azabla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.
24 - Harun Yıldırım: Şimdi onları, baygın düşüp yıkılacakları günleri ile karşılaşana kadar bırak.
25 - Hasan Basri Çantay: Artık onları çarpılacakları günlerine kadar (hallerine) bırak.
26 - Hayrat Neşriyat: (Ey Habîbim!) Artık, içinde çarpılacakları günlerine (kıyâmete) kavuşuncaya kadar onları (kendi hâllerine) bırak!
27 - İbni Kesir: Artık çarpılacakları günlerine erişinceye kadar bırak onları.
28 - İlyas Yorulmaz: Çarpılacakları güne kavuşuncaya kadar, onları kendi hallerine bırak.
29 - Kadri Çelik: Öyleyse sen onları kendisinde (en dayanılmaz azapla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.
30 - Muhammed Esed: Bundan böyle, dehşete kapılacakları (Hesap) Günü ile karşılaşıncaya kadar kendi hallerine bırak onları!
31 - Mustafa İslamoğlu: Artık onları, dehşetten kendilerini kaybedecekleri günle karşılaşıncaya kadar kendi hallerine bırak!
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: Artık onları bırak, o kavuşacakları güne değin ki, onda çarpılıp helâk olacaklardır.
33 - Ömer Öngüt: Artık çarpılacakları günlerine erişinceye kadar bırak onları!
34 - Şaban Piriş: -O halde, bırak onları, tâ ki çarpılacakları günlerine kavuşsunlar.
35 - Sadık Türkmen: Öyleyse bırak onları, dehşete düşecekleri günlerine kavuşuncaya kadar...
36 - Seyyid Kutub: Korkudan bayılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları.
37 - Suat Yıldırım: O halde sen onları, darbe yiyip çarpılacakları güne kadar kendi hallerine bırak!
38 - Süleyman Ateş: Korkudan bayılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları.
39 - Tefhim-ul Kuran: Öyleyse sen onları kendisinde (en dayanılmaz azabla) çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.
40 - Ümit Şimşek: Çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar sen onları kendi hallerine bırak.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: Bayılıp yere serilecekleri günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları!
TÛR Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46 ,
47 ,
48 ,
49