MUDDESSİR-47 için 41 adet meâl bulundu. Ali Bulaç (74/MUDDESSİR-47: "Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı.") / Ali Fikri Yavuz (74/MUDDESSİR-47: Nihayet bize ölüm gelib çattı.”)
MUDDESSİR-47, MUDDESSİR Suresi 47. ayet için Kuran Meallerini Kıyasla
MUDDESSİR-47 için 41 adet meâl bulundu. Ali Bulaç (74/MUDDESSİR-47: "Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı.") / Ali Fikri Yavuz (74/MUDDESSİR-47: Nihayet bize ölüm gelib çattı.”)
حَتَّى أَتَانَا الْيَقِينُ ﴿٤٧﴾
Hattâ etânâl yakîn(yakinu).
| 1. | hattâ | : oluncaya kadar, kadar |
| 2. | etâ-nâ | : bize geldi |
| 3. | el yakînu | : yakîn hasıl olması, bizzat şahit olma |
1 - İmam İskender Ali Mihr: Bize yakîn gelene kadar (ölüm anı gelinceye kadar).
2 - Diyanet İşleri: “Nihayet ölüm bize gelip çattı.”
3 - Abdul Metin Saruhan: Sonunda bize ölüm gelip çattı.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Bize ölüm gelip çatıncaya dek.
5 - Abdullah Parlıyan: Sonra da bu halimiz ölüm bize gelinceye kadar devam etti.
6 - Adem Uğur: Sonunda bize ölüm geldi çattı.
7 - Ahmed Hulusi: "Sonunda yakîn (hakikatle yüzleşmek) oluştu!"
8 - Ahmet Tekin: 'Kesin iman edilecek hakikatlerle yüz yüze gelme vaktine kadar yalanlıyorduk.'
9 - Ahmet Varol: Sonunda kesin gerçek (ölüm) bize gelip çattı.'
10 - Ali Bulaç: "Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı."
11 - Ali Fikri Yavuz: Nihayet bize ölüm gelib çattı.”
12 - Ali Ünal: “Derken, kaçınılması mümkün olmayan ölüm gerçeği geldi çattı.”
13 - Bayraktar Bayraklı: (43-47) Onlar da şöyle cevap vereceklerdir: “İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Bâtıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı.”
14 - Bekir Sadak: «lum bize o haldeyken geldi.»
15 - Celal Yıldırım: Tâ ki, ölüm bize gelip çattı.
16 - Cemal Külünkoğlu: (46-47) “(Ölüm ile) her şey açık seçik ortaya çıkıncaya kadar hesap gününü de yalan sayardık.”
17 - Diyanet İşleri (eski): 'Ölüm bize o haldeyken geldi.'
18 - Diyanet Vakfi: Sonunda bize ölüm geldi çattı.
19 - Edip Yüksel: 'Nihayet (şimdi) kesin gerçeğe ulaştık.'
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Tâ gelinciye kadar bize o yakîn
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): bize o ölüm gelinceye kadar!»
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): «Nihayet bize ölüm gelip çattı.»
23 - Gültekin Onan: "Sonunda yakin (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı."
24 - Harun Yıldırım: “Kesin olan bize gelip çatıncaya değin.”
25 - Hasan Basri Çantay: «Nihayet bize ölüm gelib çatdı».
26 - Hayrat Neşriyat: 'Nihâyet bize yakin (inkâr edemeyeceğimiz ölüm) geldi!'
27 - İbni Kesir: Nihayet ölüm bize gelip çattı.
28 - İlyas Yorulmaz: “Taki o günü kesin bir şekilde görünceye kadar” dediler.
29 - Kadri Çelik: “Sonunda yakin (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı.”
30 - Muhammed Esed: (ölüm ile) her şey açık seçik ortaya çıkıncaya kadar."
31 - Mustafa İslamoğlu: ta ki ölüm hakikati bizi gelip buluncaya kadar..."
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: (46-47) «Ve biz ceza gününü tekzîp eder olmuştuk.. Bize ölüm gelinceye değin.»
33 - Ömer Öngüt: "Ölüm bize bu haldeyken gelip çattı. "
34 - Şaban Piriş: Ölüm bize gelene dek..
35 - Sadık Türkmen: Sonunda, ölüm bize (bu halde iken) gelip çattı.”
36 - Seyyid Kutub: Sonunda bir de ölüm gelip çattı.»
37 - Suat Yıldırım: Ölüm bizi yakalayıncaya kadar hep böyle idik."
38 - Süleyman Ateş: "İşte böyle iken ölüm bize gelip çattı."
39 - Tefhim-ul Kuran: «Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı.»
40 - Ümit Şimşek: 'Sonunda kesin bilgi bize ulaştı.'
41 - Yaşar Nuri Öztürk: "Nihayet, tartışılmaz ve karşı çıkılmaz bilgi önümüze dikildi."
MUDDESSİR Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46 ,
47 ,
48 ,
49 ,
50 ,
51 ,
52 ,
53 ,
54 ,
55 ,
56