KIYÂME-27 için 41 adet meâl bulundu. Süleyman Ateş (75/KIYÂME-27: Ve (başında bulunanlar tarafından): "Kim afsun yapar acaba? denir,) / Tefhim-ul Kuran (75/KIYÂME-27: «Son müdahaleyi yapacak kim» denir.)
KIYÂME-27, KIYÂME Suresi 27. ayet için Kuran Meallerini Kıyasla
KIYÂME-27 için 41 adet meâl bulundu. Süleyman Ateş (75/KIYÂME-27: Ve (başında bulunanlar tarafından): "Kim afsun yapar acaba? denir,) / Tefhim-ul Kuran (75/KIYÂME-27: «Son müdahaleyi yapacak kim» denir.)
وَقِيلَ مَنْ رَاقٍ ﴿٢٧﴾
Ve kîle men râk(râkın).
| 1. | ve kîle | : ve denir |
| 2. | men | : kim |
| 3. | râkın | : kurtaracak olan |
1 - İmam İskender Ali Mihr: Ve: “Kurtaracak kimdir?” denir.
2 - Diyanet İşleri: (26-30) Hayır, can boğaza dayandığı, “Kimdir (bunu) iyi edecek?” dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş, Rabbinedir.
3 - Abdul Metin Saruhan: Tedavi edebilecek kimdir? Denir.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Ve bir okuyup üfleyen yok mu denince.
5 - Abdullah Parlıyan: insanlar: “Bunu tedavi edebilecek kim vardır?” diyecekler.
6 - Adem Uğur: Tedavi edebilecek kimdir? denir.
7 - Ahmed Hulusi: "Kimdir ölümden kurtaracak?"
8 - Ahmet Tekin: 'Kim tedavi edecek?' denilecek.
9 - Ahmet Varol: Ve: 'Kim efsun yapar?' [1] denir,
10 - Ali Bulaç: "Son müdahaleyi yapacak kim" denir.
11 - Ali Fikri Yavuz: (Yanında bulunanlar tarafından) denilir ki: “- (Bunu) tedavi edecek bir doktor kim var?”
12 - Ali Ünal: “Yok mudur bunu iyileştirecek, kurtaracak?” denir;
13 - Bayraktar Bayraklı: (26-30) Hayır! Can köprücük kemiğine dayandığında, “Kim tedavi edecektir?” dendiğinde, onun kesin ayrılış olduğunu anladığında, bacaklar birbirine dolaştığında, o gün sevk yeri yalnızca Rabbinin huzurudur.
14 - Bekir Sadak: (26-27) Dikkat edin; can bogaza gelip koprucuk kemiklerine dayandigi zaman: «Care bulan yok mudur?» denir.
15 - Celal Yıldırım: Okuyup üfleyecek bir kimse yok mudur? denilecek.
16 - Cemal Külünkoğlu: (26-27) Hayır; can, köprücük kemiğine gelip dayandığı zaman: “Son müdahaleyi yapacak kim (tedavi edecek ve ömrü uzatacak biri var mı?)” denir.
17 - Diyanet İşleri (eski): (26-27) Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: 'Çare bulan yok mudur?' denir.
18 - Diyanet Vakfi: «Tedavi edebilecek kimdir?» denir.
19 - Edip Yüksel: Ve, 'Çare bulan var mı?' dendiği zaman.
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Ve denilir: kim var bir okuyacak?
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): ve: «Okuyacak kim var?» denilir
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): «Tedavi edebilecek kimdir?» denilir.
23 - Gültekin Onan: "Son müdahaleyi yapacak kim" denir.
24 - Harun Yıldırım: “Var mı bir tedavi edecek?” denildiğinde,
25 - Hasan Basri Çantay: «Tedâvî edebilecek kim?» denildi (denilecek).
26 - Hayrat Neşriyat: (26-27) Hayır! (Can) köprücük kemiklerine dayandığı zaman: 'Var mı (bu hastaya) bir okuyacak (tedâvi edecek) kişi?' denilir.
27 - İbni Kesir: Çare bulacak kim? denir.
28 - İlyas Yorulmaz: Tedavi edecek yok mu? denir.
29 - Kadri Çelik: “Kurtarıcı kim?” denir.
30 - Muhammed Esed: ve insanlar: "(onu kurtaracak) bir hekim yok mu?" diye sorarlar;
31 - Mustafa İslamoğlu: bir çığlık koparılacak: "Kim... Şifacı?"
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: Ve denilmiş olur ki: «Tedavi edebilecek kim var?»
33 - Ömer Öngüt: "Kim afsun yapar, bunu kim tedavi eder?" denir.
34 - Şaban Piriş: -Son nefesini veren kimdir? denmiş.
35 - Sadık Türkmen: “(onu kurtaracak) bir hekim/ona okuyacak bir kimse yok mu?” diye sesleniyorlar.
36 - Seyyid Kutub: Bu hastayı iyileştirecek biri yok mu? diye sorarlar.
37 - Suat Yıldırım: "Bunu iyileştiren, kurtaran yok mu?" der.
38 - Süleyman Ateş: Ve (başında bulunanlar tarafından): "Kim afsun yapar acaba? denir,
39 - Tefhim-ul Kuran: «Son müdahaleyi yapacak kim» denir.
40 - Ümit Şimşek: 'Yok mu kurtaran?' dendiğinde,
41 - Yaşar Nuri Öztürk: "Kim var okuyup üfleyecek?" denilir!
KIYÂME Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40