TÂHÂ-106 için 41 adet meâl bulundu. Suat Yıldırım (20/TÂHÂ-106: (105-106) Bir de sana o gün, dağların durumunu sorarlar. De ki: "Rabbim onları darmadağın edecek, ufalayıp savuracak, yerlerini dümdüz, boş vaziyette bırakacak.") / Süleyman Ateş (20/TÂHÂ-106: Yerlerini boş, dümdüz bırakacaktır.)
TÂHÂ Suresi 106. ayet meali, TÂHÂ-106. ayet-i kerimesi meâllerini kıyasla
TÂHÂ-106 için 41 adet meâl bulundu. Suat Yıldırım (20/TÂHÂ-106: (105-106) Bir de sana o gün, dağların durumunu sorarlar. De ki: "Rabbim onları darmadağın edecek, ufalayıp savuracak, yerlerini dümdüz, boş vaziyette bırakacak.") / Süleyman Ateş (20/TÂHÂ-106: Yerlerini boş, dümdüz bırakacaktır.)
فَيَذَرُهَا قَاعًا صَفْصَفًا ﴿١٠٦﴾
Fe yezeruhâ kâan safsafâ(safsafen).
| 1. | fe | : o zaman, böylece |
| 2. | yezeru-hâ | : onu bırakacak |
| 3. | kâan | : düz arazi |
| 4. | safsafen | : boş, dümdüz, düzlük |
1 - İmam İskender Ali Mihr: Böylece onu (dağların yerini) boş bir düzlük olarak bırakacaktır.
2 - Diyanet İşleri: “Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan hâlinde bırakacaktır.”
3 - Abdul Metin Saruhan: Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Yeryüzünü dümdüz bir hâle getirir.
5 - Abdullah Parlıyan: Yeryüzünü dümdüz bir hale getirecek.
6 - Adem Uğur: Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.
7 - Ahmed Hulusi: "Onların yerlerini boş, dümdüz hâlde bırakır. "
8 - Ahmet Tekin: 'Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak.'
9 - Ahmet Varol: Yerlerini dümdüz, çırılçıplak halde [6] bırakacaktır.'
10 - Ali Bulaç: "Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır."
11 - Ali Fikri Yavuz: Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak.
12 - Ali Ünal: “Neticede yeryüzünü terkedilmiş bir düzlüğe çevirecek.”
13 - Bayraktar Bayraklı: “Böylece yerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.”
14 - Bekir Sadak: (105-10) 8 Sana daglari sorarlar; de ki: «Rabbim onlari ufalayap savuracak, yerlerini duz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne cukur, ne tumsek goreceksin. O gun, hicbir tarafa sapmadan bir davetciye uyarlar. Sesler Rahman'in heybetinden kisilmistir; ancak bir fisilti isitirsin.»
15 - Celal Yıldırım: (105-106-107) (Kıyametin meydana geldiği vakit) dağların (nasıl olacağını) sana soruyorlar. De ki: Rabbim onları darmadağın edecek, ufalayıp savuracak; yerlerini dümdüz pürüzsüz boş olarak bırakacak; artık onda ne bir eğrilik, ne de bir tümseklik göreceksin.
16 - Cemal Külünkoğlu: (105-107) (Ey Muhammed!) Sana dağların durumunu soruyorlar. De ki: “Rabbim onları (kıyamet günü) toz edip savuracak. Yerlerini dümdüz ve çırılçıplak bir alana dönüştürecek. Orada ne bir iniş, ne de bir yokuş görebileceksin.
17 - Diyanet İşleri (eski): (105-108) Sana dağları sorarlar; de ki: 'Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin.'
18 - Diyanet Vakfi: Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.
19 - Edip Yüksel: 'Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.'
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Yerlerini düpedüz bomboş bırakacak
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Yerlerini dümdüz bomboş bir halde bırakacak:
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): «Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak.»
23 - Gültekin Onan: "Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır."
24 - Harun Yıldırım: Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.
25 - Hasan Basri Çantay: «(Savuracak) da yerlerini dümdüz bir toprak haalinde bırakacak».
26 - Hayrat Neşriyat: 'Onları(n yerlerini) dümdüz, bomboş bir hâlde bırakacak!'
27 - İbni Kesir: Yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek.
28 - İlyas Yorulmaz: Yeryüzünü kuru ve çıplak bıraktığında.
29 - Kadri Çelik: “Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır.”
30 - Muhammed Esed: yeri dümdüz ve çıplak bir hale getirecek,
31 - Mustafa İslamoğlu: ve arzı çırılçıplak, kupkuru bir düzlük olarak bırakacak;
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: «Artık onları dümdüz, bomboş bir halde bırakacaktır.»
33 - Ömer Öngüt: “Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır. ”
34 - Şaban Piriş: Yerlerini de dümdüz, kuru bir toprak haline getirecektir.
35 - Sadık Türkmen: Yerlerini dümdüz (edip) boş bırakacaktır.
36 - Seyyid Kutub: Yerlerini dümdüz ve çırılçıplak bir alana dönüştürür.
37 - Suat Yıldırım: (105-106) Bir de sana o gün, dağların durumunu sorarlar. De ki: "Rabbim onları darmadağın edecek, ufalayıp savuracak, yerlerini dümdüz, boş vaziyette bırakacak."
38 - Süleyman Ateş: Yerlerini boş, dümdüz bırakacaktır.
39 - Tefhim-ul Kuran: «Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır.»
40 - Ümit Şimşek: Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: "Yerlerini bomboş, dümdüz bırakacaktır."
TÂHÂ Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46 ,
47 ,
48 ,
49 ,
50 ,
51 ,
52 ,
53 ,
54 ,
55 ,
56 ,
57 ,
58 ,
59 ,
60 ,
61 ,
62 ,
63 ,
64 ,
65 ,
66 ,
67 ,
68 ,
69 ,
70 ,
71 ,
72 ,
73 ,
74 ,
75 ,
76 ,
77 ,
78 ,
79 ,
80 ,
81 ,
82 ,
83 ,
84 ,
85 ,
86 ,
87 ,
88 ,
89 ,
90 ,
91 ,
92 ,
93 ,
94 ,
95 ,
96 ,
97 ,
98 ,
99 ,
100 ,
101 ,
102 ,
103 ,
104 ,
105 ,
106 ,
107 ,
108 ,
109 ,
110 ,
111 ,
112 ,
113 ,
114 ,
115 ,
116 ,
117 ,
118 ,
119 ,
120 ,
121 ,
122 ,
123 ,
124 ,
125 ,
126 ,
127 ,
128 ,
129 ,
130 ,
131 ,
132 ,
133 ,
134 ,
135