ZÂRİYÂT Suresi 40. ayet meali, ZÂRİYÂT-40. ayet-i kerimesi meâllerini kıyasla

ZÂRİYÂT Suresi 40. ayet meali, ZÂRİYÂT-40. ayet-i kerimesi meâllerini kıyasla

ZÂRİYÂT-40 için 41 adet meâl bulundu. (İmam İskender Ali Mihr) Sonunda onu ve ordularını yakaladık ve böylece onları kınanmış olarak denize attık. / Diyanet İşleri (51/ZÂRİYÂT-40: Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu.)
www.kuranmeallerinikiyasla.com, Kur'an hakikatlerini Kur'an'ın ruhuna uygun olarak size ulaştıran ve bu konudaki bütün yanlışlıkları düzelten tek sitedir.
Sureler
Ayetler
onceki
sonraki
ZÂRİYÂT Suresi 40. ayet meali, ZÂRİYÂT-40. ayet-i kerimesi meâllerini kıyasla
ZÂRİYÂT-40 için 41 adet meâl bulundu. (İmam İskender Ali Mihr) Sonunda onu ve ordularını yakaladık ve böylece onları kınanmış olarak denize attık. / Diyanet İşleri (51/ZÂRİYÂT-40: Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu.)
فَأَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ ﴿٤٠﴾

Fe ehaznâhu ve cunûdehu fe nebeznâhum fîl yemmi ve huve mulîm(mulîmun).

1.fe: o zaman, artık, böylece
2.ehaznâ-hu: biz onu yakaladık
3.ve cunûde-hu: ve onun orduları
4.fe: böylece, bunun üzerine, sonunda
5.nebeznâ-hum: onları attık
6.fî el yemmi: denize, denizin içine
7.ve huve: ve o
8.mulîmun: kınanmış olan, kınanmış olarak


1 - İmam İskender Ali Mihr: Sonunda onu ve ordularını yakaladık ve böylece onları kınanmış olarak denize attık.
2 - Diyanet İşleri: Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu.
3 - Abdul Metin Saruhan: Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık, bu sırada kendini kınayıp duruyordu.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Derken onu ve ordusunu helâk etmiş, onları denize atıvermiştik de o kendisini kınayıp durmadaydı.
5 - Abdullah Parlıyan: Ve biz onu ve askerlerini alarak, hepsini denize atmıştık, o esnada ümitsizlik içerisinde, yaptıklarına pişman olarak, kendini kınıyordu, ama son andaki pişmanlık ve kınamanın faydası olmayacaktı.
6 - Adem Uğur: Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık, bu sırada kendini kınayıp duruyordu.
7 - Ahmed Hulusi: Bunun üzerine onu ve ordusunu yakaladık da onları denize attık. . . O pişmanlıkla kendi kendini yeriyordu!
8 - Ahmet Tekin: Onu, Allah’a âsî olan ilâhî kuralları tanımayan askerî erkânını ve ordularını da tutup denize attık. O pişmanlık duyarak kendisini kınayıp duruyordu.
9 - Ahmet Varol: Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize attık ki o (bu sırada kendi kendini) kınamaktaydı. [3]
10 - Ali Bulaç: Bunun üzerine, Biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık; (ki o,) 'kınanacak işler yapıyordu.'
11 - Ali Fikri Yavuz: Bunun üzerine tuttuk kendisini ve ordularını denize attık. Öyle ki, küfür ve inad üzere bulunuyordu.
12 - Ali Ünal: Neticede Firavun’u da ordularını da kıskıvrak yakaladık ve denizin dibine geçiriverdik. Boğulurken yaptıklarına bin pişman kendini kınıyordu.
13 - Bayraktar Bayraklı: Sonunda onu ve askerlerini denize attık. O, kendini kınayıp duruyordu.
14 - Bekir Sadak: Sonunda onu ve ordularini yakalayip denize attik. O, kinanmayi haketmisti.
15 - Celal Yıldırım: Bu sebeple onu da, ordusunu da yakalayıp (deniz) dalgaları arasına fırlattık ki (o sırada) kendini kınıyordu.
16 - Cemal Külünkoğlu: Biz de onu ve ordularını yakalayıp denizin dibine geçiriverdik. O (boğulma esnasında), pişmanlıkla kendi kendini kınıyordu (ama iş işten geçmişti).
17 - Diyanet İşleri (eski): Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti.
18 - Diyanet Vakfi: Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık, bu sırada kendini kınayıp duruyordu.
19 - Edip Yüksel: Onu ve askerlerini yakalayıp denize attık. Bu sonucu haketmişti.
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Onun üzerine biz de tuttuk kendisini ve ordularını deryaya fırlatıverdik, namerdlik ederken o leîm.
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Bunun üzerine Biz de tuttuk kendisini ve ordularını denize fırlatıverdik o alçak namertlik ederken.
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Nihayet biz onu ve ordularını yakalayıp hepsini denize attık. Firavun ise o sırada (inadından dolayı pişmanlık duyarak) kendi kendini kınıyordu.
23 - Gültekin Onan: Bunun üzerine, biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık; (ki o,), 'kınanacak işler yapıyordu'.
24 - Harun Yıldırım: O, kınanacak işler yaptığı için, biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık.
25 - Hasan Basri Çantay: Nihayet onu da, ordularını da yakalayıb denize atdık ki o, (bu sırada kendi kendini) kınayıcı idi.
26 - Hayrat Neşriyat: Bunun üzerine (biz de) onu ve ordusunu, kendisi kınanacak bir kimse olarak yakalayıp hepsini denize atıverdik.
27 - İbni Kesir: Sonunda onu da, ordularını da yakalayıp denize attık. O, kınanacak işler yapıp durmaktaydı.
28 - İlyas Yorulmaz: Sonra, bizde Firavun'u ve ordusunu yakaladık ve zavallı, acınacak bir halde denizin içine atıp boğduk.
29 - Kadri Çelik: Bunun üzerine biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O kınanacak işler yapıp durmaktaydı.
30 - Muhammed Esed: ve Biz onu ve adamlarını yakalayıp hepsini denize atmıştık, (bütün bu olup bitenler için) suçlanması gereken, (Firavun'dan başkası değildi,) yalnız o idi (tek suçlu).
31 - Mustafa İslamoğlu: Derken, Biz de onu ve ordusunu enseledik, hepsini denize döktük: o hala kendi kendisini kınayadursun.
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: Artık O'nu da, ordularını da yakaladık, hemen onları denize atıverdik. Ve o, levm edilecek şeyleri yaparken (öyle bir felakete uğramış oldu).
33 - Ömer Öngüt: Biz de onu ve ordusunu tutup denize attık. Bu sırada o, kendisini kınayıp duruyordu.
34 - Şaban Piriş: Biz de onu ve askerlerini yakalamış ve denize atmıştık. O pişman olmuştu.
35 - Sadık Türkmen: Biz de derhal onu ve ordusunu yakaladık onları denize fırlatıverdik; o (Firavun boğulurken) kendi kendini kınıyordu!..
36 - Seyyid Kutub: Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti.
37 - Suat Yıldırım: Biz de hem onu, hem ordularını yakalayıp denizin dibine geçiriverdik. Boğulurken, pişmanlıkla kendi kendini kınıyordu.
38 - Süleyman Ateş: Biz de onu ve askerlerini yakaladık, onları denize attık. (O boğulurken pişmanlıkla) Kendi kendini kınıyordu.
39 - Tefhim-ul Kuran: Bunun üzerine, biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık; (ki o,) 'kınanacak işler yapıp durmaktaydı'.
40 - Ümit Şimşek: Biz de hem onu, hem ordusunu yakalayıp denize attık ki, o sırada o kendi kendisini suçluyordu.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: Bunun üzerine, onu da ordusunu da yakalayıp suyun ortasına fırlattık. Kendi kendini kınayıp duruyordu.

 

quran-menu
ZÂRİYÂT Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,2 ,3 ,4 ,5 ,6 ,7 ,8 ,9 ,10 ,11 ,12 ,13 ,14 ,15 ,16 ,17 ,18 ,19 ,20 ,21 ,22 ,23 ,24 ,25 ,26 ,27 ,28 ,29 ,30 ,31 ,32 ,33 ,34 ,35 ,36 ,37 ,38 ,39 ,40 ,41 ,42 ,43 ,44 ,45 ,46 ,47 ,48 ,49 ,50 ,51 ,52 ,53 ,54 ,55 ,56 ,57 ,58 ,59 ,60
quran-menu
Kur'an indeksine göre sırala - Ada Göre Sırala - Nuzul (iniş) sırasına göre sırala