NÂZİÂT Suresi Türkçe Kuran Meallerini Oku, NÂZİÂT Suresi Dinle, NÂZİÂT Suresi için tüm mütercimlerin Kuran Meallerini Kıyasla, NÂZİÂT Suresi Arapça yazılışı aşağıda listelenmiştir. Ayet başlıklarını tıklayarak istediğiniz âyet için Meâlleri Kıyasla bölümüne geçebilirsiniz.
Mekke döneminde inmiştir. 46 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “en-Nâzi’ât” kelimesinden almıştır.
NÂZİÂT Suresi Kuran Meali
فَالْمُدَبِّرَاتِ أَمْرًا ﴿٥﴾
79/NÂZİÂT-5 (Meâlleri Kıyasla): Fel mudebbirâti emrâ(emren).Ve de emirle (işleri) tedbir edenlere (emri yerine getirip idare edenlere) (andolsun).
يَقُولُونَ أَئِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِي الْحَافِرَةِ ﴿١٠﴾
79/NÂZİÂT-10 (Meâlleri Kıyasla): Yekûlûne e innâ le merdûdûne fîl hâfirati.Derler ki: “Gerçekten biz mutlaka (mezardaki cesetlerimiz dirilerek) ilk halimize geri döndürülen kimseler mi olacağız?”
قَالُوا تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ ﴿١٢﴾
79/NÂZİÂT-12 (Meâlleri Kıyasla): Kâlû tilke izen kerratun hâsiratun.Dediler ki: “O zaman bu (dönüş, diriliş), hüsranlı bir dönüştür.”
إِذْ نَادَاهُ رَبُّهُ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًى ﴿١٦﴾
79/NÂZİÂT-16 (Meâlleri Kıyasla): İz nâdâhu rabbuhu bil vâdil mukaddesi tuvâ(tuven).Rabbi ona kutsal vadi Tuva’da nida etmişti (seslenmişti).
فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَى أَن تَزَكَّى ﴿١٨﴾
79/NÂZİÂT-18 (Meâlleri Kıyasla): Fe kul hel leke ilâ en tezekkâ.Ve de ona de ki: “Sen tezkiye olmak (nefsini temizlemek) ister misin?”
وَأَهْدِيَكَ إِلَى رَبِّكَ فَتَخْشَى ﴿١٩﴾
79/NÂZİÂT-19 (Meâlleri Kıyasla): Ve ehdiyeke ilâ rabbike fe tahşâ. Ve: “Seni Rabbine ulaştırayım (hidayete erdireyim).” de. Böylece huşû sahibi ol.
فَقَالَ أَنَا رَبُّكُمُ الْأَعْلَى ﴿٢٤﴾
79/NÂZİÂT-24 (Meâlleri Kıyasla): Fe kâle ene rabbukumul a’lâ.Sonra da (firavun) dedi ki: “Ben sizin çok yüce Rabbinizim.”
فَأَخَذَهُ اللَّهُ نَكَالَ الْآخِرَةِ وَالْأُولَى ﴿٢٥﴾
79/NÂZİÂT-25 (Meâlleri Kıyasla): Fe ehazehullâhu nekâlel âhırati vel ûlâ.Bunun üzerine Allah, onu dünya ve ahiret azabıyla ahzetti (yakalayıp helâk etti).
إِنَّ فِي ذَلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَى ﴿٢٦﴾
79/NÂZİÂT-26 (Meâlleri Kıyasla): İnne fî zâlike le ıbraten li men yahşâ.Muhakkak ki bunda, korkan kimse için elbette ibret vardır.
أَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ السَّمَاء بَنَاهَا ﴿٢٧﴾
79/NÂZİÂT-27 (Meâlleri Kıyasla): E entum eşeddu halkan emis semâu, benâhâ.Yaratma bakımından siz mi yoksa bina ettiği sema mı daha kuvvetli? (Sizi yaratmak mı yoksa bina ettiği semayı mı yaratmak daha zor?)
رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّاهَا ﴿٢٨﴾
79/NÂZİÂT-28 (Meâlleri Kıyasla): Rafea semkehâ fe sevvâhâ.Onun (semanın) tavanını yükseltti (yüksekliğini artırdı). Sonra da onu sevva etti (dizayn edip düzenledi).
وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَاهَا ﴿٢٩﴾
79/NÂZİÂT-29 (Meâlleri Kıyasla): Ve agtaşe leylehâ ve ahrace duhâhâ.Ve onun gecesini kararttı ve onun duhasını (aydınlığını ortaya) çıkardı.
أَخْرَجَ مِنْهَا مَاءهَا وَمَرْعَاهَا ﴿٣١﴾
79/NÂZİÂT-31 (Meâlleri Kıyasla): Ahrace minhâ mâehâ ve mer’âhâ.Ondan (yerden), onun suyunu ve merasını (yeşilliğini, otlağını) çıkardı.
مَتَاعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَامِكُمْ ﴿٣٣﴾
79/NÂZİÂT-33 (Meâlleri Kıyasla): Metâan lekum ve li en‘âmikum.Sizin ve hayvanlarınız için meta olarak (faydalanmanız için).
فَإِذَا جَاءتِ الطَّامَّةُ الْكُبْرَى ﴿٣٤﴾
79/NÂZİÂT-34 (Meâlleri Kıyasla): Fe izâ câetit tâmmetul kubrâ.Fakat o büyük (dayanılmaz) musîbet (kıyâmet vakti) geldiği zaman.
يَوْمَ يَتَذَكَّرُ الْإِنسَانُ مَا سَعَى ﴿٣٥﴾
79/NÂZİÂT-35 (Meâlleri Kıyasla): Yevme yetezekkerul insânu mâ seâ.O gün insan ne için çalıştığını (ne yaptığını) tezekkür eder (düşünür).
وَبُرِّزَتِ الْجَحِيمُ لِمَن يَرَى ﴿٣٦﴾
79/NÂZİÂT-36 (Meâlleri Kıyasla): Ve burrizetil cahîmu li men yerâ.Ve alevli ateş (cehennem), onu görecek olan kimseye açıkça gösterilmiştir.
فَإِنَّ الْجَحِيمَ هِيَ الْمَأْوَى ﴿٣٩﴾
79/NÂZİÂT-39 (Meâlleri Kıyasla): Fe innel cahîme hiyel me’vâ.O taktirde, muhakkak ki alevli ateş (cehennem), o, barınacak yerdir.
وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوَى ﴿٤٠﴾
79/NÂZİÂT-40 (Meâlleri Kıyasla): Ve emmâ men hâfe makâme rabbihî ve nehân nefse anil hevâ.Ve fakat, kim Rabbinin makamından korkmuş ve nefsini heveslerinden nehyetmiş ise (heveslerine uymamışsa).
يَسْأَلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَاهَا ﴿٤٢﴾
79/NÂZİÂT-42 (Meâlleri Kıyasla): Yes’elûneke anis sâati eyyâne mursâhâ.Sana o saatten (kıyâmetten) soruyorlar: “Onun vukuu ne zaman?”
فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَاهَا ﴿٤٣﴾
79/NÂZİÂT-43 (Meâlleri Kıyasla): Fîme ente min zikrâhâ. Sende onun zikrinden (başka) ne var (onun beyanından başka bir bilgin yoktur).
إِنَّمَا أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَاهَا ﴿٤٥﴾
79/NÂZİÂT-45 (Meâlleri Kıyasla): İnnemâ ente munziru men yahşâhâ.Sen sadece, O’na huşû duyan, O’ndan korkanlar için bir uyarıcısın.
كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوا إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَاهَا ﴿٤٦﴾
79/NÂZİÂT-46 (Meâlleri Kıyasla): Ke ennehum yevme yeravnehâ lem yelbesû illâ aşiyyeten ev duhâhâ.Sanki onlar, onu (kıyâmeti) görecekleri gün, sanki bir akşam veya kuşluk vaktinden başka (zamanları) kalmamış gibi olurlar.
NÂZİÂT Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46