DUHÂN-13 için 41 adet meâl bulundu. Edip Yüksel (44/DUHÂN-13: Mesaja aldırış etmediler. Halbuki kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.) / Elmalılı Hamdi Yazır (44/DUHÂN-13: Onlara düşünmek, ıbret almak nerede? Kendilerine apaçık anlatan bir Resul geldi de)
DUHÂN-13 ayeti için tüm Türkçe Kuran Meallerini Kıyasla
DUHÂN-13 için 41 adet meâl bulundu. Edip Yüksel (44/DUHÂN-13: Mesaja aldırış etmediler. Halbuki kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.) / Elmalılı Hamdi Yazır (44/DUHÂN-13: Onlara düşünmek, ıbret almak nerede? Kendilerine apaçık anlatan bir Resul geldi de)
أَنَّى لَهُمُ الذِّكْرَى وَقَدْ جَاءهُمْ رَسُولٌ مُّبِينٌ ﴿١٣﴾
Ennâ lehumuz zikrâ ve kad câehum resûlun mubîn(mubînun).
| 1. | ennâ | : nasıl |
| 2. | lehum | : onlar, onlar için |
| 3. | ez zikrâ | : zikir, öğüt, ibret |
| 4. | ve kad | : ve ... olmuştu |
| 5. | câe-hum | : onlara geldi |
| 6. | resûlun | : bir resûl |
| 7. | mubînun | : apaçık, açıklayan |
1 - İmam İskender Ali Mihr: Onlara (herşeyi) açıklayan bir resûl gelmişti. (Buna rağmen resûlün söylediklerinden) ibret almadılar.
2 - Diyanet İşleri: Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti.
3 - Abdul Metin Saruhan: Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Siz neredesiniz, öğüt alma nerede ve andolsun ki onlara, her şeyi açıklayan bir Peygamber geldi de.
5 - Abdullah Parlıyan: Ama bu hatırlatma son saatte onlara ne fayda sağlar ki? Çünkü onlara daha önce gerçekleri apaçık ortaya koyan bir elçi gelmişti.
6 - Adem Uğur: Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.
7 - Ahmed Hulusi: Onlar nerede bu durumda, düşünüp ders almak nerede? Hâlbuki onlara apaçık bir Rasûl de gelmişti. . .
8 - Ahmet Tekin: Onlar için ibret almak, bellemek ne kadar uzak bir mesele. Azâbın kaldırılmasından önce daha büyük ikazlar görmüşler, iman etmemişlerdi. Üstelik kendilerine hak dini, şeriatı açıklayan bir de Rasul gelmişti.
9 - Ahmet Varol: Onlar için öğüt almak nerede? Oysa kendilerine açıklayıcı bir peygamber gelmişti.
10 - Ali Bulaç: Onlar için öğüt alıp düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir elçi gelmişti.
11 - Ali Fikri Yavuz: Onlar için düşünmek, ibret almak nerede? Doğrusu kendilerine apaçık anlatan bir Peygamber geldi de,
12 - Ali Ünal: Onlar nerede, düşünüp ders almak nerede? Onlara doğruluğu, peygamberliği besbelli ve gerçeği apaçık ortaya koyan bir rasûl geldi.
13 - Bayraktar Bayraklı: Bu öğüt, kıyamet anında onlara ne fayda sağlar ki? Çünkü daha önce hakikati ortaya apaçık olarak koyan bir peygamber gelmişti.
14 - Bekir Sadak: (13-14) Nerde onlarda ogut almak? Kendilerine gercegi aciklayan bir peygamber gelmisti ve ondan yuz cevirmisler, «Belletilmis bir deli» demislerdi.
15 - Celal Yıldırım: (13-14) Onların düşünüp ibret alması nerede ? Gerçekten kendilerine (Hakk'ı) açıklayan bir peygamber geldiği halde onlar O'ndan yüzçevirdiler de «öğretilmiş bir deli» dediler.
16 - Cemal Külünkoğlu: (13-14) Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar? Öğüt alma zamanı geçti. Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti. Sonra ondan yüz çevirmişlerdi ve: “Bu (kendisine bir takım şeyler) öğretilmiş bir delidir!” demişlerdi.
17 - Diyanet İşleri (eski): (13-14) Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, 'Belletilmiş bir deli' demişlerdi.
18 - Diyanet Vakfi: Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.
19 - Edip Yüksel: Mesaja aldırış etmediler. Halbuki kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Onlara düşünmek, ıbret almak nerede? Kendilerine apaçık anlatan bir Resul geldi de
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Onlara düşünmek, ibret almak nerede? Kendilerine apaçık anlatan bir peygamber geldi de,
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Onlar için bunu düşünüp öğüt almak nerede? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir de peygamber gelmişti.
23 - Gültekin Onan: Onlar için öğüt alıp düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir elçi gelmişti.
24 - Harun Yıldırım: Onlar için öğüt alıpdüşünmek nerede? Onlara açıklayan bir rasul gelmişti.
25 - Hasan Basri Çantay: Onlar için düşünüb ibret almak nerede? Kendilerine (hakıykatleri) açıklayan bir peygamber geldiği halde.
26 - Hayrat Neşriyat: Nerede onlarda ibret almak? Hâlbuki kendilerine gerçekten apaçık beyân eden bir peygamber gelmişti.
27 - İbni Kesir: Nerede onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti.
28 - İlyas Yorulmaz: (Bu son saatte) Kur'an'a inanmak onlar için nasıl (fayda verir). Daha önce onlara açıkça anlatan bir elçi gelmişti.
29 - Kadri Çelik: Onlar için hatırlayıp uyanmak nerede? Oysa onlara, (hakikatleri) açıklayıcı bir peygamber gelmişti.
30 - Muhammed Esed: (Ama) bu hatırlama (Son Saat'te) onlara ne fayda sağlar ki? Çünkü onlara daha önce hakikati apaçık ortaya koyan bir elçi gelmişti,
31 - Mustafa İslamoğlu: Şimdi bu hatırlama, onlara nasıl bir yarar sağlar ki? Zira kendilerine hakikati apaçık ortaya koyan bir elçi gelmişti de,
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: (13-14) Onlar için öğüt almak nerede! Halbuki, muhakkak onlara apaçık bildiren bir peygamber geldi. Sonra ondan yüz çevirdiler ve «Öğretilmiş bir mecnûndur,» dediler.
33 - Ömer Öngüt: Nerede onlarda düşünüp öğüt almak? Oysa onlara apaçık bir peygamber gelmişti.
34 - Şaban Piriş: -Onlar nereden öğüt alacaklar? Kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.
35 - Sadık Türkmen: Artık onlar için öğüt almak nasıl mümkün olabilir ki?! Oysa kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.
36 - Seyyid Kutub: Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar? Öğüt alma zamanı geçti. Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.
37 - Suat Yıldırım: (13-14) Onlar nerede, iman nerede! Onlar ibret alan, hisse kapan insanlar değil. Böyle olmadıkları için, gerçekleri apaçık anlatan Peygamber geldiği halde ona sırtlarını döndüler de: "Bu, başkaları tarafından bir şeyler belletilmiş delinin teki!" dediler.
38 - Süleyman Ateş: Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar (öğüt alma zamanı geçti)? Oysa kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.
39 - Tefhim-ul Kuran: Onlar için öğüt alıp düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir peygamber gelmişti.
40 - Ümit Şimşek: Onlar nerede, öğüt almak nerede? Halbuki onlara herşeyi açıkça bildiren bir peygamber gelmişti.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: Nerede onlarda öğüt almak? Yemin olsun, delillerle açıklayan bir resul gelmişti onlara.
DUHÂN Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46 ,
47 ,
48 ,
49 ,
50 ,
51 ,
52 ,
53 ,
54 ,
55 ,
56 ,
57 ,
58 ,
59