DUHÂN-39 için 41 adet meâl bulundu. İlyas Yorulmaz (44/DUHÂN-39: Her ikisini de yalnızca gerçek, doğru bir amaç için yaratmışızdır. Fakat onların pek çoğu bunları bilmiyorlar.) / (İmam İskender Ali Mihr) İkisini de haktan başka bir şey ile yaratmadık (ikisini de hak ile yarattık). Ve lâkin onların çoğu bilmezler.
44/DUHÂN-39
مَا خَلَقْنَاهُمَا إِلَّا بِالْحَقِّ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ﴿٣٩﴾
Mâ halaknâhumâ illâ bil hakkı ve lâkinne ekserahum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
| 1. | mâ halaknâ-humâ | : biz o ikisini yaratmadık |
| 2. | illâ | : ancak, sadece, ...'den başka |
| 3. | bi el hakkı | : hak ile |
| 4. | ve lâkinne | : ve lâkin, fakat |
| 5. | eksera-hum | : onların çoğu |
| 6. | lâ ya'lemûne | : bilmezler |
1 - İmam İskender Ali Mihr: İkisini de haktan başka bir şey ile yaratmadık (ikisini de hak ile yarattık). Ve lâkin onların çoğu bilmezler.
2 - Diyanet İşleri: Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar.
3 - Abdul Metin Saruhan: Onları sadece gerçek bir sebeple yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Biz onları, ancak gerçek olarak yarattık ve fakat çoğu bilmez.
5 - Abdullah Parlıyan: Biz onları ancak değişmez bir gerçek ve şaşmaz bir düzen içinde yarattık, fakat çoğu bu gerçeği bilmezler.
6 - Adem Uğur: Onları sadece gerçek bir sebeple yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
7 - Ahmed Hulusi: Biz onları yalnızca Hak (Esmâ özelliklerimizin açığa çıkışı) olarak yarattık! Ne var ki onların çoğunluğu (bu hakikati) bilmezler.
8 - Ahmet Tekin: Onları, ancak haklı bir gerekçe ile hikmete dayalı olarak hesaplı bir düzen içinde yarattık. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.
9 - Ahmet Varol: Biz onları ancak hak üzere yarattık. Ama onların çoğu bilmezler.
10 - Ali Bulaç: Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler.
11 - Ali Fikri Yavuz: Ancak bunları (iman ve itaatı gerektiren) hak için yarattık; fakat onların, (Mekke kâfirlerinin) çoğu bilmezler.
12 - Ali Ünal: Onları ancak hak bir gaye için, yerli yerince ve gerçeğe dayalı sabit bir sistem üzerinde yarattık; ama o (inanmayanların, Allah’a şirk koşanların) çoğu bunu bilmezler.
13 - Bayraktar Bayraklı: Biz onları, gerçek bir amaç için yarattık. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
14 - Bekir Sadak: Biz onlari, ancak ve ancak gerektigi gibi yarattik, ama insanlarin cogu bilmezler.
15 - Celal Yıldırım: Biz, ikisini de ancak hakk ile yarattık, ne var ki onların çoğu bilmezler.
16 - Cemal Külünkoğlu: Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu (bunun böyle olduğunu) bilme(k istemez)ler.
17 - Diyanet İşleri (eski): Biz onları, ancak ve ancak gerektiği gibi yarattık, ama insanların çoğu bilmezler.
18 - Diyanet Vakfi: Onları sadece gerçek bir sebeple yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
19 - Edip Yüksel: Biz onları ancak belli bir amaca göre yarattık. Ne var ki onların çoğu bilmezler.
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: İkisini de ancak hak sebebiyle yarattık ve lâkin pek çokları bilmezler
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): ikisini de ancak hak ve hikmetle yarattık. Fakat pek çokları bilmezler.
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Biz onları hak ve hikmetle yarattık. Fakat onların çoğu bunu bilmezler.
23 - Gültekin Onan: Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler.
24 - Harun Yıldırım: Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler.
25 - Hasan Basri Çantay: Biz bunları hakkın ikaamesine sebeb olmakdan başka (bir hikmetle) yaratmadık. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
26 - Hayrat Neşriyat: Onları ancak hak ile yarattık; fakat onların çoğu bilmiyorlar.
27 - İbni Kesir: Biz; onları, ancak hak ile yarattık. Ne var ki onların çoğu, bilmezler.
28 - İlyas Yorulmaz: Her ikisini de yalnızca gerçek, doğru bir amaç için yaratmışızdır. Fakat onların pek çoğu bunları bilmiyorlar.
29 - Kadri Çelik: Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler.
30 - Muhammed Esed: Bunların hiç birini (deruni bir) hakikatten yoksun yaratmış değiliz ama çoğu bunu anlamaz.
31 - Mustafa İslamoğlu: lakin bunları, bir başka değil sadece gerçek bir amaç uğruna yarattık; ne var ki onların çoğu bunu kavramıyor.
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: İkisini de yaratmadık, ancak Hakk'a mukarin olarak yarattık, fakat onların birçokları bilmezler.
33 - Ömer Öngüt: Biz onları ancak hak olmak üzere yarattık. Fakat onların çoğu bilmezler.
34 - Şaban Piriş: Onları ancak hak ile yarattık. Fakat, onların çoğu bilmez.
35 - Sadık Türkmen: Biz ikisini de gerektiği gibi/hak üzere yarattık. Fakat onların birçoğu bilmiyor!
36 - Seyyid Kutub: Onları sadece hak ilkesine dayalı olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
37 - Suat Yıldırım: Evet, onları hak ve hikmetle, ciddî maksat ve gayelerle yarattık, ama onların çoğu bunu anlamazlar.
38 - Süleyman Ateş: Onları sadece gerçek bir sebeple, (hikmetli bir gâye ile) yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
39 - Tefhim-ul Kuran: Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler.
40 - Ümit Şimşek: Biz onları ancak hak ve hikmetle yarattık; lâkin çokları bunu bilmiyor.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: İkisini de, sadece gerçeği göstermek üzere yarattık. Ama onların çokları bilmiyorlar.
DUHÂN Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46 ,
47 ,
48 ,
49 ,
50 ,
51 ,
52 ,
53 ,
54 ,
55 ,
56 ,
57 ,
58 ,
59