DUHÂN-58 için 41 adet meâl bulundu. Gültekin Onan (44/DUHÂN-58: Belki onlar öğüt alıp düşünürler diye, biz onu (Kuran'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.) / Hasan Basri Çantay (44/DUHÂN-58: Biz onu, (iyi anlayıb) ibret alsınlar diye, ancak senin dilinle (indirerek) kolaylaşdırdık. )
DUHÂN-58, DUHÂN Suresi 58. ayet için Kuran Meallerini Kıyasla
DUHÂN-58 için 41 adet meâl bulundu. Gültekin Onan (44/DUHÂN-58: Belki onlar öğüt alıp düşünürler diye, biz onu (Kuran'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.) / Hasan Basri Çantay (44/DUHÂN-58: Biz onu, (iyi anlayıb) ibret alsınlar diye, ancak senin dilinle (indirerek) kolaylaşdırdık. )
فَإِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ ﴿٥٨﴾
Fe innemâ yessernâhu bi lisânike leallehum yetezekkerûn(yetezekkerûne).
| 1. | fe innemâ | : ancak, işte böylece |
| 2. | yessernâ-hu | : onu kolaylaştırdık |
| 3. | bi lisâni-ke | : senin lisanın ile |
| 4. | lealle-hum | : umulur ki onlar |
| 5. | yetezekkerûne | : tezekkür ederler |
1 - İmam İskender Ali Mihr: İşte böylece O’nu (Kur’ân-ı Kerim’i), senin lisanın ile kolaylaştırdık. Umulur ki onlar tezekkür ederler.
2 - Diyanet İşleri: (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
3 - Abdul Metin Saruhan: Biz onu (Kur’an’ı) öğüt alsınlar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Gerçekten de öğüt alsınlar diye Kur'ân'ı senin dilinle indirdik, okuyuşunu da kolaylaştırdık.
5 - Abdullah Parlıyan: Böylece ey peygamber! Biz bu kitabı senin kendi dilinde, kolay anlaşılır kıldık ki, insanlar düşünüp ondan ders alabilsinler.
6 - Adem Uğur: Biz onu (Kur'an'ı), öğüt alalar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.
7 - Ahmed Hulusi: Biz Onu lisanın olarak kolaylaştırdık, umulur ki üzerinde düşünürler diye.
8 - Ahmet Tekin: Biz Kur’ân’ı senin dilinle indirip kolaylaştırdık. Umulur ki, onlar düşünüp öğüt alırlar.
9 - Ahmet Varol: Belki düşünüp öğüt alırlar diye onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık.
10 - Ali Bulaç: Belki onlar öğüt alıp düşünürler diye, Biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.
11 - Ali Fikri Yavuz: Biz Kur’an’ı senin dilinle indirib onu (okuyuşunu) kolaylaştırdık; olur ki anlar ve öğüd alırlar.
12 - Ali Ünal: İşte (bu kazanç ve başarıya ulaşmak içindir ki), üzerinde düşünüp hayatlarını ona göre tanzim etsinler diye Kur’ân’ı senin dilinde indirerek anlaşılmasını kolaylaştırdık.
13 - Bayraktar Bayraklı: Böylece biz Kur'ân'ı senin kendi dilinde kolay anlaşılır kıldık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
14 - Bekir Sadak: (58-59) Biz, ogut alirlar diye, Kuran'i senin dilinde indirerek kolayca anlasilmasini sagladik. Sen bekle, onlar da beklemektedirler. *
15 - Celal Yıldırım: Biz O'nu (Kur'ân'ı) iyi düşünüp anlasınlar diye senin dilinle kolaylaştırdık.
16 - Cemal Külünkoğlu: (Ey Muhammed!) Biz o (Kur'an')ı senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
17 - Diyanet İşleri (eski): (58-59) Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.
18 - Diyanet Vakfi: Biz onu (Kur'an'ı), öğüt alalar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.
19 - Edip Yüksel: Öğüt alsınlar diye senin dilinle onu kolaylaştırdık.
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Biz onu sâde senin dilinle müyesser kıldık gerek ki iyi düşünsünler
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Biz onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık, gerek ki iyi düşünsünler.
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Biz Kur'ân'ı senin dilinle indirip kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.
23 - Gültekin Onan: Belki onlar öğüt alıp düşünürler diye, biz onu (Kuran'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.
24 - Harun Yıldırım: Belki onlar öğüt alıpdüşünürler diye, biz onu senin dilinle kolaylaştırdık.
25 - Hasan Basri Çantay: Biz onu, (iyi anlayıb) ibret alsınlar diye, ancak senin dilinle (indirerek) kolaylaşdırdık.
26 - Hayrat Neşriyat: Artık onu (o Kur’ân’ı) sâdece senin dilinle (indirerek insanlara) kolaylaştırdık; tâ ki ibret alsınlar.
27 - İbni Kesir: Biz; onu, öğüt alsınlar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.
28 - İlyas Yorulmaz: Biz Kur'an'ı senin dilinde, insanlar anlayıp düşünsünler diye kolaylaştırdık.
29 - Kadri Çelik: Belki onlar hatırlayıp kendilerine gelirler diye biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.
30 - Muhammed Esed: Böylece (ey Peygamber!) Biz bu (ilahi kelamı) senin kendi dilinde kolay anlaşılır kıldık ki, insanlar düşünüp ondan ders alabilsinler.
31 - Mustafa İslamoğlu: İşte böylece Biz, bu (vahyi) senin dilinle kolaylaştırdık ki düşünüp de ders alabilsinler.
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: Şüphe yok ki, onu (Kur'an-ı Mübîn'i) senin lisanınla kolaylaştırdık. Umulur ki onlar tefekkür ederler.
33 - Ömer Öngüt: Resulüm! Biz onu (Kur'an'ı) senin dilin ile kolaylaştırdık ki, düşünüp ibret alsınlar.
34 - Şaban Piriş: Öğüt alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylaştırdık.
35 - Sadık Türkmen: Böylece biz onu (Kur’an’ı), senin lisanın ile kolay anlaşılır kıldık/hale getirdik ki; insanlar düşünüp öğüt alsınlar.
36 - Seyyid Kutub: Biz o Kur'an'ı senin dilinde indirerek kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
37 - Suat Yıldırım: Biz Kur’ân’ı, insanlar iyi anlayıp ibret alsınlar diye, senin dilinle indirerek anlaşılmasını kolaylaştırdık.
38 - Süleyman Ateş: Biz o (Kur'â)n'ı senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
39 - Tefhim-ul Kuran: Belki onlar öğüt alıp düşünürler diye, biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.
40 - Ümit Şimşek: İyice düşünüp öğüt alsınlar diye, Biz bu Kur'ân'ı senin dilinde indirdik ve kolaylaştırdık.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: Biz o Kur'an'ı senin dilinle/senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler.
DUHÂN Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46 ,
47 ,
48 ,
49 ,
50 ,
51 ,
52 ,
53 ,
54 ,
55 ,
56 ,
57 ,
58 ,
59