ENBİYÂ-58 ayeti için tüm Türkçe Kuran Meallerini Kıyasla

ENBİYÂ-58 ayeti için tüm Türkçe Kuran Meallerini Kıyasla

ENBİYÂ-58 için 41 adet meâl bulundu. Gültekin Onan (21/ENBİYÂ-58: Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye.) / Hasan Basri Çantay (21/ENBİYÂ-58: Derken o, bunları parça parça etdi. Yalınız onların büyüğünü bırakdı, belki ona müracaat ederler diye. )
www.kuranmeallerinikiyasla.com, Kur'an hakikatlerini Kur'an'ın ruhuna uygun olarak size ulaştıran ve bu konudaki bütün yanlışlıkları düzelten tek sitedir.
Sureler
Ayetler
onceki
sonraki
ENBİYÂ-58 ayeti için tüm Türkçe Kuran Meallerini Kıyasla
ENBİYÂ-58 için 41 adet meâl bulundu. Gültekin Onan (21/ENBİYÂ-58: Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye.) / Hasan Basri Çantay (21/ENBİYÂ-58: Derken o, bunları parça parça etdi. Yalınız onların büyüğünü bırakdı, belki ona müracaat ederler diye. )
فَجَعَلَهُمْ جُذَاذًا إِلَّا كَبِيرًا لَّهُمْ لَعَلَّهُمْ إِلَيْهِ يَرْجِعُونَ ﴿٥٨﴾

Fe cealehum cuzâzen illâ kebîran lehum leallehum ileyhi yerciûn(yerciûne).

1.fe ceale-hum: böylece onları kıldı (yaptı)
2.cuzâzen: cüz cüz, parça parça
3.illâ: ancak, ...'den başka, hariç
4.kebîran: büyük olan
5.lehum: onlar, onların
6.lealle-hum: umulur ki böylece onlar
7.ileyhi: ona
8.yerciûne: rücu ederler, dönerler


1 - İmam İskender Ali Mihr: Sonra onları (putları) cüz cüz (parça parça) yaptı. Onların büyük olanı hariç. Umulur ki böylece onlar, ona rücu ederler (dönerler).
2 - Diyanet İşleri: Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.
3 - Abdul Metin Saruhan: Sonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnız onların büyüğünü bıraktı. Belki ona müracaat ederler diye.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Onları paramparça etti, yalnız, ona baş vursunlar diye büyüklerini bıraktı.
5 - Abdullah Parlıyan: O, putların hepsini paramparça etti, yalnız kendisine başvursunlar diye, en büyük putu bıraktı.
6 - Adem Uğur: Sonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye.
7 - Ahmed Hulusi: (Nihayet İbrahim) belki ona gidip sorarlar diye, en büyükleri dışında putları paramparça etti.
8 - Ahmet Tekin: Sonunda İbrâhim onların büyük putlarının dışında, bütün putlarını paramparça etti. Büyük puta başvururlar diye düşündü.
9 - Ahmet Varol: Böylece belki ona başvururlar diye büyükleri dışında putları paramparça etti.
10 - Ali Bulaç: Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye.
11 - Ali Fikri Yavuz: Nihayet o putları paramparça etti, yalnız bunların büyüğünü bıraktı ki, belki ona müracaat ederler (de hadiseyi sorarlar).
12 - Ali Ünal: Sonra da o putların hepsini paramparça etti, yalnız halkın en büyük kabul ettiği putu bıraktı ki, dönüp gelsinler (ve durumu ondan öğrensinler)!
13 - Bayraktar Bayraklı: Onlar gidince hepsini paramparça edip içlerinden büyüğünü, ona başvursunlar diye sağlam bıraktı.
14 - Bekir Sadak: Hepsini paramparca edip, iclerinden buyugunu ona basvursunlar diye, saglam birakti.
15 - Celal Yıldırım: Derken İbrahim, onları parça parça etti; ancak dönüp başvururlar diye (putların) en büyüğünü kırmadı.
16 - Cemal Külünkoğlu: Arkasından o putları kırıp paramparça etti, fakat bilgisine başvursunlar diye en büyük putu sağlam bıraktı.
17 - Diyanet İşleri (eski): Hepsini paramparça edip, içlerinden büyüğünü ona başvursunlar diye, sağlam bıraktı.
18 - Diyanet Vakfi: Sonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye.
19 - Edip Yüksel: Hepsini param parça etti; ancak belki ona danışırlar diye en büyüklerine dokunmadı.
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Derken onları parça parça etti, ancak bir büyüklerini bıraktı ki belki ona müracaat ederler
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Derken, onları parça parça etti. Ancak büyüklerinden birini bıraktı ki belki ona müracaat ederler.
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Derken o, bunları parça parça etti. Yalnız kendisine başvursunlar diye onların büyüğünü sağlam bıraktı.
23 - Gültekin Onan: Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye.
24 - Harun Yıldırım: Derken, ona başvururlar diye büyükleri dışında onların hepsini paramparça etti.
25 - Hasan Basri Çantay: Derken o, bunları parça parça etdi. Yalınız onların büyüğünü bırakdı, belki ona müracaat ederler diye.
26 - Hayrat Neşriyat: Nihâyet (İbrâhîm) onları (o putları) paramparça etti; ancak onların büyüğünü(bıraktı) ki, belki ona mürâcaat ederler!
27 - İbni Kesir: Derken hepsini paramparça edip içlerinden büyüğünü, ona başvursunlar diye sağlam bıraktı.
28 - İlyas Yorulmaz: Putların hepsini paramparça etti, putlara tapanlar döndüklerinde onu bulsunlar diye, yalnızca onların en büyüğünü bıraktı.
29 - Kadri Çelik: Derken o, bunları parça parça etti. Yalnız kendisine müracaat ederler diye onların büyüğünü sağlam bıraktı.
30 - Muhammed Esed: Ve en büyükleri dışında (putların) hepsini paramparça etti; belki dönüp (bu olup biten için) ona başvururlar diye.
31 - Mustafa İslamoğlu: Nihayet, onların tümünü paramparça etti; dönüp de kendisine başvurabilsinler diye (!) onların en iri yarı olanına dokunmadı.
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: Artık onları parça parça etti. Ancak onların bir büyüğünü değil, belki kendisine müracaat ederler diye.
33 - Ömer Öngüt: Sonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnız içlerinden büyüğünü, ona başvursunlar diye sağlam bıraktı.
34 - Şaban Piriş: Sonunda İbrahim hepsini paramparça edip, içlerinden büyüğünü ona başvursunlar diye sağlam bıraktı.
35 - Sadık Türkmen: Sonunda, onları paramparça etti. Ancak onların en büyüğünü bıraktı ki, onlar belki ona müracaat ederler, diye!
36 - Seyyid Kutub: Arkasından o putları kırıp parça parça etti, fakat bilgisine (!) başvursunlar diye en büyük putu sağlam bıraktı.
37 - Suat Yıldırım: Onların bütün putlarını paramparça etti, yalnız, halk, belki de olup biten olay hakkında kendisine sorarlar düşüncesiyle, onların büyüklerine dokunmadı.
38 - Süleyman Ateş: Nihâyet (İbrâhim) onları parça parça etti, yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye(!)
39 - Tefhim-ul Kuran: Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça kıldı; belki ona başvururlar diye.
40 - Ümit Şimşek: Sonra onları parça parça etti; yalnız, gelip sorsunlar diye büyüklerine dokunmadı.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: Sonunda onları parça parça etti. Yalnız en büyüklerini bıraktı ki, dönüp ona başvurabilsinler.

 

quran-menu
ENBİYÂ Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,2 ,3 ,4 ,5 ,6 ,7 ,8 ,9 ,10 ,11 ,12 ,13 ,14 ,15 ,16 ,17 ,18 ,19 ,20 ,21 ,22 ,23 ,24 ,25 ,26 ,27 ,28 ,29 ,30 ,31 ,32 ,33 ,34 ,35 ,36 ,37 ,38 ,39 ,40 ,41 ,42 ,43 ,44 ,45 ,46 ,47 ,48 ,49 ,50 ,51 ,52 ,53 ,54 ,55 ,56 ,57 ,58 ,59 ,60 ,61 ,62 ,63 ,64 ,65 ,66 ,67 ,68 ,69 ,70 ,71 ,72 ,73 ,74 ,75 ,76 ,77 ,78 ,79 ,80 ,81 ,82 ,83 ,84 ,85 ,86 ,87 ,88 ,89 ,90 ,91 ,92 ,93 ,94 ,95 ,96 ,97 ,98 ,99 ,100 ,101 ,102 ,103 ,104 ,105 ,106 ,107 ,108 ,109 ,110 ,111 ,112
quran-menu
Kur'an indeksine göre sırala - Ada Göre Sırala - Nuzul (iniş) sırasına göre sırala