ENBİYÂ-61, ENBİYÂ Suresi 61. ayet için Kuran Meallerini Kıyasla

ENBİYÂ-61, ENBİYÂ Suresi 61. ayet için Kuran Meallerini Kıyasla

ENBİYÂ-61 için 41 adet meâl bulundu. İbni Kesir (21/ENBİYÂ-61: Dediler ki: O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu insanların gözleri önüne getirin.) / Muhammed Esed (21/ENBİYÂ-61: (Berikiler:) "Onu insanların karşısına çıkarın, (aleyhine) tanıklık etsinler!" dediler.)
www.kuranmeallerinikiyasla.com, Kur'an hakikatlerini Kur'an'ın ruhuna uygun olarak size ulaştıran ve bu konudaki bütün yanlışlıkları düzelten tek sitedir.
Sureler
Ayetler
onceki
sonraki
ENBİYÂ-61, ENBİYÂ Suresi 61. ayet için Kuran Meallerini Kıyasla
ENBİYÂ-61 için 41 adet meâl bulundu. İbni Kesir (21/ENBİYÂ-61: Dediler ki: O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu insanların gözleri önüne getirin.) / Muhammed Esed (21/ENBİYÂ-61: (Berikiler:) "Onu insanların karşısına çıkarın, (aleyhine) tanıklık etsinler!" dediler.)
قَالُوا فَأْتُوا بِهِ عَلَى أَعْيُنِ النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَشْهَدُونَ ﴿٦١﴾

Kâlû fe’tû bihî alâ a’yunin nâsi leallehum yeşhedûn(yeşhedûne).

1.kâlû: dediler
2.fe'tû (fe a'tû): öyleyse getirin
3.bi-hî: onu
4.alâ: üzerine, ...e
5.a'yuni
(alâ a’yuni)
: göz(ler)
: (gözü önüne)
6.en nâsi: insanlar
7.lealle-hum: umulur ki böylece onlar
8.yeşhedûne: şahit olurlar


1 - İmam İskender Ali Mihr: “Öyleyse onu, insanların gözü önüne getirin! Böylece onlar şahit olurlar.” dediler.
2 - Diyanet İşleri: (Bir kısmı da) “O hâlde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler.
3 - Abdul Metin Saruhan: O halde, dediler, onu hemen insanların gözü önüne getirin. Belki şahitlik ederler.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Öyleyse dediler, onu halkın gözü önüne getirin de söylediği söze tanıklıkta bulunsunlar.
5 - Abdullah Parlıyan: “O'nu insanların gözü önüne getirin, mahkemesi ve cezalandırılması halk önünde olsun da, belki ona şahit olunca, ondan ibret alırlar.”
6 - Adem Uğur: O halde, dediler, onu hemen insanların gözü önüne getirin. Belki şahitlik ederler.
7 - Ahmed Hulusi: Dediler ki: "Onu tutuklayıp halkın gözleri önüne getirin ki, herkes olaya şahit olsun. "
8 - Ahmet Tekin: 'O halde onu halkın gözü önüne çıkarın. Olur ki, onu teşhis ederler.' dediler.
9 - Ahmet Varol: Dediler ki: 'Öyleyse onu insanların gözlerinin önüne getirin. Olur ki onlar da şahit olurlar!'
10 - Ali Bulaç: Dediler ki: "Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olsunlar."
11 - Ali Fikri Yavuz: (Nemrud ve kavminin ileri gelenleri şöyle) dediler: “- Öyle ise, onu insanların gözleri önüne getirin, belki (yaptığı işe) şahidlik ederler.”
12 - Ali Ünal: “Öyleyse,” dedi diğerleri, “getirin onu halkın önüne; (bakarsınız suçunu itiraf eder de,) aleyhinde şahit olurlar!”
13 - Bayraktar Bayraklı: “O halde, onu hemen insanların gözü önüne getirin, belki şâhitlik ederler” dediler.
14 - Bekir Sadak: (60-61) Bazilari: «Ibrahim denen bir gencin onlari diline doladigini duymustuk» deyince, «O halde bunlarin sahidlik edebilmeleri icin onu halkin gozu onune getirin» dediler.
15 - Celal Yıldırım: Bunların şahitlik etmeleri ic!n onu halkın önüne getirin, dediler.
16 - Cemal Külünkoğlu: “Haydi, getirin onu halkın huzuruna ki çekeceği cezaya onlar da şahit olsun” dediler.
17 - Diyanet İşleri (eski): (60-61) Bazıları: 'İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk' deyince, 'O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu halkın gözü önüne getirin' dediler.
18 - Diyanet Vakfi: O halde, dediler, onu hemen insanların gözü önüne getirin. Belki şahitlik ederler.
19 - Edip Yüksel: 'Onu kamunun huzuruna çıkarın ki tanık olsunlar,' dediler.
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Haydin dediler: getirin onu nâsın gözleri önüne belki şehadet ederler
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): hadi onu halkın gözleri önüne getirin, belki (onlar da aleyhinde) şehadet ederler.» dediler.
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): «O halde onu insanların gözleri önüne getirin, olur ki (aleyhinde) şahidlik ederler» dediler.
23 - Gültekin Onan: Dediler ki: "Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olsunlar."
24 - Harun Yıldırım: Dediler ki: “Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona şahid olsunlar.”
25 - Hasan Basri Çantay: Dediler: «O halde onu insanların gözleri önüne getirin. Olur ki onlar da (aleyhinde) şâhidlik ederler».
26 - Hayrat Neşriyat: 'Öyle ise onu insanların gözü önüne getirin; belki (onun yaptığına) şâhidlik ederler' dediler.
27 - İbni Kesir: Dediler ki: O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu insanların gözleri önüne getirin.
28 - İlyas Yorulmaz: “İbrahim'i insanların karşısına getirin, belki İbrahim'in putları kırdığına dair şahitlik eden birisi bulunur. ” dediler.
29 - Kadri Çelik: Dediler ki: “Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin. Belki şahitlik ederler.”
30 - Muhammed Esed: (Berikiler:) "Onu insanların karşısına çıkarın, (aleyhine) tanıklık etsinler!" dediler.
31 - Mustafa İslamoğlu: (Diğerleri) dediler ki: "Onu insanların önüne çıkarın; belki görgü şahitliği yapacak birileri çıkar!"
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: «Haydin dediler. O'nu nâsın gözleri önüne getiriniz; umulur ki onlar şehâdette bulunurlar.»
33 - Ömer Öngüt: Dediler ki: “O halde onu hemen insanların gözü önüne getirin, belki şâhitlik ederler. ”
34 - Şaban Piriş: -Şahitlik etmeleri için onu halkın gözü önüne getirin, dediler.
35 - Sadık Türkmen: (diğerleri) dediler ki: “Derhal, onu insanların gözleri önüne getirin, onlar da şahit olsunlar.”
36 - Seyyid Kutub: O halde onu yakalayıp halkın karşısına getiriniz ki, herkes bu suçunun tanığı olsun dediler.
37 - Suat Yıldırım: "Haydin, dediler, getirin onu halkın huzuruna ki çekeceği cezaya onlar da şahit olsunlar."
38 - Süleyman Ateş: "Onu insanların gözü önüne getirin de (nasıl cezâlandırılacağına) tanık olsunlar" dediler.
39 - Tefhim-ul Kuran: Dediler ki: «Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olsunlar.»
40 - Ümit Şimşek: 'Öyleyse onu halkın önüne çıkarın da başına geleceklere herkes şahit olsun' dediler.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: Dediler: "Halkın gözleri önüne getirin onu ki, açıkça görebilsinler."

 

quran-menu
ENBİYÂ Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,2 ,3 ,4 ,5 ,6 ,7 ,8 ,9 ,10 ,11 ,12 ,13 ,14 ,15 ,16 ,17 ,18 ,19 ,20 ,21 ,22 ,23 ,24 ,25 ,26 ,27 ,28 ,29 ,30 ,31 ,32 ,33 ,34 ,35 ,36 ,37 ,38 ,39 ,40 ,41 ,42 ,43 ,44 ,45 ,46 ,47 ,48 ,49 ,50 ,51 ,52 ,53 ,54 ,55 ,56 ,57 ,58 ,59 ,60 ,61 ,62 ,63 ,64 ,65 ,66 ,67 ,68 ,69 ,70 ,71 ,72 ,73 ,74 ,75 ,76 ,77 ,78 ,79 ,80 ,81 ,82 ,83 ,84 ,85 ,86 ,87 ,88 ,89 ,90 ,91 ,92 ,93 ,94 ,95 ,96 ,97 ,98 ,99 ,100 ,101 ,102 ,103 ,104 ,105 ,106 ,107 ,108 ,109 ,110 ,111 ,112
quran-menu
Kur'an indeksine göre sırala - Ada Göre Sırala - Nuzul (iniş) sırasına göre sırala