ZUHRÛF-30 için 41 adet meâl bulundu. Yaşar Nuri Öztürk (43/ZUHRÛF-30: Ne var ki, hak kendilerine geldiğinde şöyle dediler: "Bu bir büyü, biz bunu inkâr ediyoruz!") / Abdullah Parlıyan (43/ZUHRÛF-30: Fakat onlara gerçekleri içeren mesajım gelince: “Bu bir büyüdür ve biz onu inkâr edenleriz” dediler.)
43/ZUHRÛF-30
وَلَمَّا جَاءهُمُ الْحَقُّ قَالُوا هَذَا سِحْرٌ وَإِنَّا بِهِ كَافِرُونَ ﴿٣٠﴾
Ve lemmâ câe humul hakku kâlû hâzâ sihrun ve innâ bihî kâfirûn(kâfirûne).
| 1. | ve lemmâ | : ve ... olduğu zaman |
| 2. | câe-hum | : onlara geldi |
| 3. | el hakku | : hak |
| 4. | kâlû | : dediler |
| 5. | hâzâ | : bu |
| 6. | sihrun | : bir sihir |
| 7. | ve innâ | : ve muhakkak ki biz |
| 8. | bi-hi | : onu |
| 9. | kâfirûne | : inkâr edenler |
1 - İmam İskender Ali Mihr: Ve onlara Hakk (Kur’ân) geldiği zaman: “Bu bir sihirdir ve şüphesiz biz, onu inkâr edenleriz.” dediler.
2 - Diyanet İşleri: Fakat kendilerine Hak gelince, “Bu bir büyüdür, biz onu kesinlikle inkâr ediyoruz” dediler.
3 - Abdul Metin Saruhan: Fakat kendilerine hak gelince; Bu bir büyüdür, biz onu tanımıyoruz, dediler.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Ve onlara gerçek gelince de bu dediler, büyü ve biz şüphe yok ki inkâr etmedeyiz onu.
5 - Abdullah Parlıyan: Fakat onlara gerçekleri içeren mesajım gelince: “Bu bir büyüdür ve biz onu inkâr edenleriz” dediler.
6 - Adem Uğur: Fakat kendilerine hak gelince: Bu bir büyüdür, biz onu tanımıyoruz, dediler.
7 - Ahmed Hulusi: Hak onlara geldiğindeyse dediler: "Bu bir büyüdür. . . Biz Onu kabul etmeyiz!"
8 - Ahmet Tekin: Kendilerine hak kitap Kur’ân geldiği zaman:
'Bu aklı etki altına alan büyüleyici bir sözdür. Biz onu inkâr ediyoruz.' dediler.
9 - Ahmet Varol: Hak kendilerine gelince de: 'Bu bir büyüdür ve biz onu inkâr edenleriz' dediler.
10 - Ali Bulaç: Ancak kendilerine hak gelince, dediler ki: "Bu bir büyüdür, doğrusu biz ona (karşı) kafir olanlarız."
11 - Ali Fikri Yavuz: Fakat onlara hak (kitab ve peygamber) gelince: “- Bu bir sihirdir; biz buna inanmayız.” dediler.
12 - Ali Ünal: Ve nihayet hak kendilerine geldi, fakat onlar, “Bir büyü bu ve biz onu kesinlikle reddediyoruz.” dediler.
13 - Bayraktar Bayraklı: Bu gerçek kendilerine geldiğinde, “Bu bir büyüdür. Biz onu reddediyoruz” dediler.
14 - Bekir Sadak: Gercek kendilerine geldigi zaman: «Bu bir buyudur. Dogrusu biz onu inkar ediyoruz» dediler.
15 - Celal Yıldırım: Hakk onlara geldiği zaman, «bu bir sihirdir ve biz elbette onu inkâr edenlerizdir,» dediler.
16 - Cemal Külünkoğlu: Fakat kendilerine hak gelince: “Bu büyüdür biz onu tanımayız” dediler.
17 - Diyanet İşleri (eski): Gerçek kendilerine geldiği zaman: 'Bu bir büyüdür. Doğrusu biz onu inkar ediyoruz' dediler.
18 - Diyanet Vakfi: Fakat kendilerine hak gelince: Bu bir büyüdür, biz onu tanımıyoruz, dediler.
19 - Edip Yüksel: Kendilerine gerçek geldiği zaman, 'Bu bir büyüdür ve biz onu inkar ediyoruz,' dediler.
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Yaşattım da kendilerine hakk gelince «bu bir sihirdir, biz buna inanmayız» dediler
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Yaşattım da kendilerine hak gelince: «Bu bir sihirdir, biz buna inanmayız.» dediler.
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Kendilerine hak geldiği zaman onlar: «Bu bir büyüdür doğrusu biz onu tanımıyoruz.» dediler.
23 - Gültekin Onan: Ancak kendilerine hak gelince, dediler ki: "Bu bir büyüdür, doğrusu biz ona kafir (olanlar)ız."
24 - Harun Yıldırım: Ancak kendilerine hak gelince, dediler ki: “Bu bir sihirdir, doğrusu biz ona kâfir olanlarız.”
25 - Hasan Basri Çantay: (Fakat) kendilerine o hak gelince onlar «Bu, sihirdir. Biz onu (inkâr ile) küfredicileriz» demişlerdir.
26 - Hayrat Neşriyat: Fakat kendilerine o hak gelince: 'Bu bir sihirdir ve doğrusu biz onu inkâr edicileriz' dediler.
27 - İbni Kesir: Hak kendilerine geldiğinde ise: Bu bir büyüdür. Doğrusu biz, onu inkar ediyoruz, dediler.
28 - İlyas Yorulmaz: Onlara hak (Kur'an) geldiğinde “Bu sihirdir. Biz onu ret edip inkar ediyoruz. ”
29 - Kadri Çelik: Ancak kendilerine hak gelince dediler ki: “Bu bir büyüdür, doğrusu biz onu inkâr edicileriz.”
30 - Muhammed Esed: ama şimdi hakikat onlara ulaşınca, "Bütün bunlar sadece büyüleyici laflardır ve biz onlarda bir doğruluk payı olduğuna inanmıyoruz!" derler.
31 - Mustafa İslamoğlu: Ama hakikat ayaklarına kadar geldiği zaman da, "Bu bir sihirdir, biz bunu kesinlikle reddediyoruz" dediler.
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: Vaktâ ki, kendilerine hak geldi. Dediler ki: «Bu, bir sihirdir ve şüphe yok ki, biz bunu inkâr edicileriz.»
33 - Ömer Öngüt: Hak kendilerine gelince: "Bu bir sihirdir, doğrusu biz onu tanımıyoruz. " dediler.
34 - Şaban Piriş: Onlara hak geldiği zaman: -Bu bir aldatmacadır, biz onu tanımıyoruz. dediler.
35 - Sadık Türkmen: Gerçek kendilerine gelince; “Bu bir büyüdür, biz onu inkâr edicileriz” dediler.
36 - Seyyid Kutub: Fakat kendilerine hak gelince: «Bu büyüdür biz onu tanımayız.» dediler.
37 - Suat Yıldırım: (30-31) Ama bu gerçek kendilerine gelince: "Bu sihirdir, biz bunu kabul etmeyiz" dediler ve eklediler: "Bu Kur’ân, bu iki şehirden büyük bir adama indirilseydi ya!"
38 - Süleyman Ateş: Fakat kendilerine gerçek gelince: "Bu, büyüdür, biz onu tanımayız" dediler.
39 - Tefhim-ul Kuran: Ancak kendilerine hak gelince, dediler ki: «Bu bir büyüdür, doğrusu biz ona (karşı) kâfir olanlarız.»
40 - Ümit Şimşek: Fakat onlara hak geldiğinde 'Bu büyüdür; biz buna inanmıyoruz' dediler.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: Ne var ki, hak kendilerine geldiğinde şöyle dediler: "Bu bir büyü, biz bunu inkâr ediyoruz!"
ZUHRÛF Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46 ,
47 ,
48 ,
49 ,
50 ,
51 ,
52 ,
53 ,
54 ,
55 ,
56 ,
57 ,
58 ,
59 ,
60 ,
61 ,
62 ,
63 ,
64 ,
65 ,
66 ,
67 ,
68 ,
69 ,
70 ,
71 ,
72 ,
73 ,
74 ,
75 ,
76 ,
77 ,
78 ,
79 ,
80 ,
81 ,
82 ,
83 ,
84 ,
85 ,
86 ,
87 ,
88 ,
89