ZUHRÛF Suresi 47. ayeti Türkçe Kur'an Mealleri | 43/ZUHRÛF-47

ZUHRÛF Suresi 47. ayeti Türkçe Kur'an Mealleri | 43/ZUHRÛF-47

ZUHRÛF-47 için 41 adet meâl bulundu. Ali Bulaç (43/ZUHRÛF-47: Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.) / Ali Fikri Yavuz (43/ZUHRÛF-47: Fakat onlara böyle mucizelerimizle varınca, hemen onlar bunlara gülüverdiler.)
www.kuranmeallerinikiyasla.com, Kur'an hakikatlerini Kur'an'ın ruhuna uygun olarak size ulaştıran ve bu konudaki bütün yanlışlıkları düzelten tek sitedir.
Sureler
Ayetler
onceki
sonraki
ZUHRÛF Suresi 47. ayeti Türkçe Kur'an Mealleri | 43/ZUHRÛF-47
ZUHRÛF-47 için 41 adet meâl bulundu. Ali Bulaç (43/ZUHRÛF-47: Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.) / Ali Fikri Yavuz (43/ZUHRÛF-47: Fakat onlara böyle mucizelerimizle varınca, hemen onlar bunlara gülüverdiler.)
فَلَمَّا جَاءهُم بِآيَاتِنَا إِذَا هُم مِّنْهَا يَضْحَكُونَ ﴿٤٧﴾

Fe lemmâ câehum bi âyâtinâ izâ hum minhâ yadhakûn(yadhakûne).

1.fe: fakat
2.lemmâ: ... olduğu zaman
3.câe-hum: onlara geldi
4.bi âyâtinâ: âyetlerimizle
5.izâ-hum: o zaman onlar
6.min-hâ: ondan, onlara
7.yadhakûne: gülüyorlar, alay ediyorlar


1 - İmam İskender Ali Mihr: Fakat (Musa A.S), onlara âyetlerimizle (mucizelerimizle) gelince, onlar o zaman onlara (mucizelere) gülüyorlardı (alay ediyorlardı).
2 - Diyanet İşleri: (Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!
3 - Abdul Metin Saruhan: Onlara ayetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Onlara delillerimizle gelince o delillere gülmeye başladılar.
5 - Abdullah Parlıyan: Musa onlara delillerimizle gelince, onlar birdenbire işi alaya alıp, gülmeye başladılar.
6 - Adem Uğur: Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.
7 - Ahmed Hulusi: Onlara işaretlerimizle geldiğinde, onlar hemen bunlara güldüler!
8 - Ahmet Tekin: Mûsâ onlara âyetlerimizi, mûcizelerimizi getirince, o sırada mûcizelerle alay ederek güldüler.
9 - Ahmet Varol: Fakat, onlara ayetlerimizi getirince bir de ne görsün: Onlarla alay ediyorlar.
10 - Ali Bulaç: Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.
11 - Ali Fikri Yavuz: Fakat onlara böyle mucizelerimizle varınca, hemen onlar bunlara gülüverdiler.
12 - Ali Ünal: Önlerinde delillerimizi sergileyiverince, gülüp o delillerle alay ettiler.
13 - Bayraktar Bayraklı: Onlara mucizelerimizi getirince mucizelere gülüvermişlerdi.
14 - Bekir Sadak: Onlara mucizelerimizi getirdigi zaman, bunlara guluvermislerdi.
15 - Celal Yıldırım: Ne vakit ki onlara mu'cizelerimizle geldi, onlar birdenbire (işi alaya alıp) buna gülüverdiler.
16 - Cemal Külünkoğlu: Musa onlara ayetlerimizi getirdiğinde onlar bu ayetlere gülüyorlardı.
17 - Diyanet İşleri (eski): Onlara mucizelerimizi getirdiği zaman, bunlara gülüvermişlerdi.
18 - Diyanet Vakfi: Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.
19 - Edip Yüksel: Mucizelerimizi kendilerine götürdüğü zaman, o mucizelere gülmüşlerdi.
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Vaktâ ki onlara böyle âyetlerimizle vardı, birdenbire onlar bunlara gülüverdiler
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Onlara böyle mucizelerimizle vardığında, onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Musa onlara mucizelerimizi getirince onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.
23 - Gültekin Onan: Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.
24 - Harun Yıldırım: Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün onlar bunlara gülüyorlar.
25 - Hasan Basri Çantay: Fakat onlara âyetlerimiz gelince bir de ne görsünler, onlar bu (âyetlere) gülüyorlar!
26 - Hayrat Neşriyat: Fakat onlara mu'cizelerimizi getirdiğinde, o vakit onlar bunlara gülüverdiler.
27 - İbni Kesir: Onlara ayetlerimizle varınca, onlar bunlara gülüvermişlerdi.
28 - İlyas Yorulmaz: Musa onlara açık ayetleri getirip gösterdiğinde, birden bire onlar, o ayetlere gülüp alay ettiler.
29 - Kadri Çelik: Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, birdenbire onlar bunlara gülüverdiler.
30 - Muhammed Esed: Ama önlerine (mucizevi) işaretlerimizi getirince, hemen onları alaya aldılar,
31 - Mustafa İslamoğlu: Fakat ardından, onların önüne mucizevi ayetlerimizi sürünce, onlar hemen alay etmeye başladılar.
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: (46-47) Andolsun ki, Mûsa'yı âyetlerimizle Fir'avun'a ve onun cemaatine gönderdik. Binaenaleyh dedi ki: «Ben şüphe yok âlemlerin Rabbinin bir Resûlüyüm.» Vaktâ ki onlara Bizim âyetlerimizle geldi, onlar o zaman, bunlardan gülüşür oldular.
33 - Ömer Öngüt: Onlara âyetlerimizle varınca, bunlara gülüvermişlerdi.
34 - Şaban Piriş: Onlara ayetlerle geldiği zaman onlar, ona gülüp geçmişlerdi.
35 - Sadık Türkmen: Fakat ayetlerimizle onlara gelince, onlar o zama, onlarla alay ederek gülüyorlar!
36 - Seyyid Kutub: Onlara ayetlerimizi getirince, birden bire onlarla alay etmeye koyuldular.
37 - Suat Yıldırım: O, delillerimizle onlara gidince onlar alay edip gülmeye koyuldular.
38 - Süleyman Ateş: Onlara âyetlerimizi getirince onlar o âyetlerle alay edip gülmeğe başladılar.
39 - Tefhim-ul Kuran: Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.
40 - Ümit Şimşek: Onlara âyetlerimizi getirdiğinde, onlar buna güldüler.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: Mûsa onlara ayetlerimizi getirdiğinde onlar bu ayetlere gülüyorlardı.

 

quran-menu
ZUHRÛF Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,2 ,3 ,4 ,5 ,6 ,7 ,8 ,9 ,10 ,11 ,12 ,13 ,14 ,15 ,16 ,17 ,18 ,19 ,20 ,21 ,22 ,23 ,24 ,25 ,26 ,27 ,28 ,29 ,30 ,31 ,32 ,33 ,34 ,35 ,36 ,37 ,38 ,39 ,40 ,41 ,42 ,43 ,44 ,45 ,46 ,47 ,48 ,49 ,50 ,51 ,52 ,53 ,54 ,55 ,56 ,57 ,58 ,59 ,60 ,61 ,62 ,63 ,64 ,65 ,66 ,67 ,68 ,69 ,70 ,71 ,72 ,73 ,74 ,75 ,76 ,77 ,78 ,79 ,80 ,81 ,82 ,83 ,84 ,85 ,86 ,87 ,88 ,89
quran-menu
Kur'an indeksine göre sırala - Ada Göre Sırala - Nuzul (iniş) sırasına göre sırala