ZUHRÛF-43 için 41 adet meâl bulundu. Adem Uğur (43/ZUHRÛF-43: Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın.) / Ahmed Hulusi (43/ZUHRÛF-43: Sana vahyolunana sıkı sarıl! Muhakkak ki sen doğru yol üstündesin!)
ZUHRÛF-43, ZUHRÛF Suresi 43. ayet için Kuran Meallerini Kıyasla
ZUHRÛF-43 için 41 adet meâl bulundu. Adem Uğur (43/ZUHRÛF-43: Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın.) / Ahmed Hulusi (43/ZUHRÛF-43: Sana vahyolunana sıkı sarıl! Muhakkak ki sen doğru yol üstündesin!)
فَاسْتَمْسِكْ بِالَّذِي أُوحِيَ إِلَيْكَ إِنَّكَ عَلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ ﴿٤٣﴾
Festemsik billezî ûhıye ileyke, inneke alâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
| 1. | fe | : o zaman, artık, böylece |
| 2. | istemsik | : sarıl, tut |
| 3. | bi ellezî | : ona, onu |
| 4. | ûhiye | : vahyedildi |
| 5. | ileyke | : sana |
| 6. | inne-ke | : muhakkak ki sen |
| 7. | alâ | : üzerinde |
| 8. | sırâtin mustakîmin | : sıratı mustakîm, Allah'a yönlendirilmiş yol |
1 - İmam İskender Ali Mihr: Artık sana vahyedilene sarıl. Muhakkak ki sen, Sıratı Mustakîm üzerindesin.
2 - Diyanet İşleri: Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin.
3 - Abdul Metin Saruhan: Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen dosdoğru yoldasın.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Sen yapış sana vahyedilene, şüphe yok ki doğru yoldasın sen.
5 - Abdullah Parlıyan: Sen sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Çünkü sen dosdoğru bir yoldasın.
6 - Adem Uğur: Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın.
7 - Ahmed Hulusi: Sana vahyolunana sıkı sarıl! Muhakkak ki sen doğru yol üstündesin!
8 - Ahmet Tekin: Öyleyse sen, sana vahyedilene, Kurân’a sarıl. Sen doğru, muhkem ve güvenli yolda yürümeye, görevini yapmaya, İslâm’ı yaşamaya, yaşatmaya memursun.
9 - Ahmet Varol: Şu halde sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Muhakkak ki sen dosdoğru yol üzeresin.
10 - Ali Bulaç: Şu halde, sana vahyedilene sımsıkı tutun; çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin.
11 - Ali Fikri Yavuz: Onun için sen, hemen sana vahyedilen Kur’an’a yapış (onunla amel et). Şübhesiz ki sen, doğru bir yol üzerindesin.
12 - Ali Ünal: O halde sen, sana vahyedilen (Kur’ân’a) sımsıkı sarıl. Hiç şüphesiz sen, her hususta dosdoğru bir yol üzerindesin.
13 - Bayraktar Bayraklı: Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl! Şüphesiz sen dosdoğru yoldasın.
14 - Bekir Sadak: Sana vahyolunana saril, sen, suphesiz dogru yol uzerindesin.
15 - Celal Yıldırım: Artık sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz ki sen dosdoğru yol üzerindesin.
16 - Cemal Külünkoğlu: Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl! Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin.
17 - Diyanet İşleri (eski): Sana vahyolunana sarıl, sen, şüphesiz doğru yol üzerindesin.
18 - Diyanet Vakfi: Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın.
19 - Edip Yüksel: Sana vahyedilene sarıl; çünkü sen doğru yoldasın.
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Sen hemen o sana vahyolunana tutun muhakkak ki sen doğru bir yol üzerindesin
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Sen hemen o sana vahyedilene tutun! Muhakkak ki sen doğru bir yol üzerindesin.
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Öyleyse sen, sana vahyedilen Kur'an'a sarıl. Şüphesiz ki sen doğru bir yol üzerindesin.
23 - Gültekin Onan: Şu halde, sana vahyedilene sımsıkı tutun; çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin.
24 - Harun Yıldırım: O halde sana vahyolunana kuvvetle sarıl. Çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin.
25 - Hasan Basri Çantay: Binâen'aleyh sen, sana vahyolunan (Kur'an) a kuvvetle sarıl. Muhakkak ki sen dosdoğru bir yol üzerindesin.
26 - Hayrat Neşriyat: Artık, sana vahyedilene tutun! Muhakkak ki sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.
27 - İbni Kesir: Sen; sana vahyolunana sarıl. Muhakkak ki sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.
28 - İlyas Yorulmaz: Sen, bizim sana vahy ettiğimize sım sıkı sarıl. (Böyle yaparsan) Elbetteki dosdoğru bir yol üzerinde olmuş olursun.
29 - Kadri Çelik: O halde sen, sana vahyedilene sımsıkı tutun; çünkü sen dosdoğru olan bir yol üzerindesin.
30 - Muhammed Esed: Öyleyse sana vahyedilmiş olan her şeye sımsıkı sarıl; çünkü sen dosdoğru bir yoldasın;
31 - Mustafa İslamoğlu: Şu halde sana vahyedilene sımsıkı sarıl: çünkü sen dosdoğru bir yol üzeresin.
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: (42-43) Yahut onlara vaadettiğimizi sana göstereceğizdir. Çünkü Biz, muhakkak ki onların üzerlerine muktedirleriz. Artık sen, sana vahyolunmuş olana kuvvetle sarıl. Şüphe yok ki, sen bir doğru yol üzerindesin.
33 - Ömer Öngüt: Resulüm! Sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz ki sen dosdoğru bir yol üzerindesin.
34 - Şaban Piriş: Sen, sana vahyolunana sımsıkı tutun. Çünkü sen, dosdoğru bir yol üzerindesin!
35 - Sadık Türkmen: Öyleyse sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl/gereğini yerine getir. Çünkü sen, dosdoğru bir yoldasın.
36 - Seyyid Kutub: Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Zira sen, dosdoğru yoldasın.
37 - Suat Yıldırım: O halde sen sana vahyedilen buyruklara sımsıkı sarıl, muhakkak ki sen dosdoğru yoldasın.
38 - Süleyman Ateş: Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl, çünkü sen doğru yoldasın.
39 - Tefhim-ul Kuran: Şu halde sen, sana vahyedilene sımsıkı tutun; çünkü sen dosdoğru olan bir yol üzerindesin.
40 - Ümit Şimşek: Sana vahyolunana sımsıkı sarıl. Çünkü sen dosdoğru bir yoldasın.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl! Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.
ZUHRÛF Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46 ,
47 ,
48 ,
49 ,
50 ,
51 ,
52 ,
53 ,
54 ,
55 ,
56 ,
57 ,
58 ,
59 ,
60 ,
61 ,
62 ,
63 ,
64 ,
65 ,
66 ,
67 ,
68 ,
69 ,
70 ,
71 ,
72 ,
73 ,
74 ,
75 ,
76 ,
77 ,
78 ,
79 ,
80 ,
81 ,
82 ,
83 ,
84 ,
85 ,
86 ,
87 ,
88 ,
89