YÂSÎN-30 için 41 adet meâl bulundu. Yaşar Nuri Öztürk (36/YÂSÎN-30: Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her resulle mutlaka alay ederlerdi.) / Abdullah Parlıyan (36/YÂSÎN-30: Ah yazık o kullara ki, kendilerine gelen tüm elçileri ve mesajlarını alaya aldılar.)
36/YÂSÎN-30
يَا حَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِ مَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلاَّ كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُون ﴿٣٠﴾
Yâ hasreten alâl ıbâd(ıbâdi), mâ ye’tîhim min resûlin illâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).
| 1. | yâ hasreten | : yazık, yazıklar olsun |
| 2. | alâ el ıbâdi | : kullara |
| 3. | mâ ye'tî-him | : onlara gelmedi |
| 4. | min resûlin | : bir resûl |
| 5. | illâ kânû | : olmuş olmadılar (ancak), ... olmasınlar |
| 6. | bi-hi yestehziûne | : onunla alay ediyorlar |
1 - İmam İskender Ali Mihr: O kullara yazıklar olsun! Onlara hiçbir resûl gelmedi ki, onunla alay etmiş olmasınlar (hepsiyle alay ettiler).
2 - Diyanet İşleri: Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.
3 - Abdul Metin Saruhan: Ne yazık ki şu kullara! Onlara bir Peygamber gelmeye görsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Yazıklar olsun kullara, onlara hiçbir peygamber gelmedi ki onunla alay etmesinler.
5 - Abdullah Parlıyan: Ah yazık o kullara ki, kendilerine gelen tüm elçileri ve mesajlarını alaya aldılar.
6 - Adem Uğur: Ne yazık şu kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar.
7 - Ahmed Hulusi: Hüsran şu kullara! Kendilerine bir Rasûl gelmeye görsün, hep Onun bildirdiğiyle alay ederlerdi.
8 - Ahmet Tekin: Kendilerine gelen bir Rasul ile, ille de alay etmeye kalkışan kullara yazıklar olsun!
9 - Ahmet Varol: Yazıklar olsun kullara! Onlara hiç bir peygamber gelmiyordu ki onunla alay etmesinler.
10 - Ali Bulaç: Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
11 - Ali Fikri Yavuz: Yazıklar olsun o kullara ki, ne zaman kendilerine bir peygamber gelse, muhakkak onu alaya alırlardı.
12 - Ali Ünal: Vah o kullara! Ne zaman kendilerine bir rasûl gelse, onunla mutlaka alay ederlerdi.
13 - Bayraktar Bayraklı: Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ederlerdi.
14 - Bekir Sadak: Kullara yaziklar olsun! Kendilerine hangi elci gelse, onu alaya aliyorlardi.
15 - Celal Yıldırım: Yazık çok yazık o kullara ki, kendilerine ne kadar bir peygamber geldiyse, mutlaka onunla alay ederlerdi.
16 - Cemal Külünkoğlu: Yazıklar olsun şu kullara ki, kendilerine ne zaman bir peygamber gelse, muhakkak onu alaya alırlardı.
17 - Diyanet İşleri (eski): Kullara yazıklar olsun! Kendilerine hangi elçi gelse, onu alaya alıyorlardı.
18 - Diyanet Vakfi: Ne yazık şu kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar.
19 - Edip Yüksel: Halkın durumu pek yazık. Kendilerine her ne zaman bir elçi gelse onunla alay ederlerdi.
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Ey!.. ne hasret o kullara ki kendilerine her gelen Resul ile mutlaka istihzâ ediyorlardı
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Yazıklar olsun o kullara ki kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine gelen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.
23 - Gültekin Onan: Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
24 - Harun Yıldırım: Ne yazık şu kullara! Onlara bir peygamber gelmeye görsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar.
25 - Hasan Basri Çantay: Ey kulların üzerine (çöken büyük) hasret (ve nedamet, hazır ol! Çünkü) onlar kendilerine herhangi bir peygamber (ve elçi) gelmeye dursun, ille onunla istihza ederlerdi.
26 - Hayrat Neşriyat: Yazıklar olsun o kullara! Kendilerine ne zaman bir peygamber gelse, mutlaka onunla alay ederlerdi.
27 - İbni Kesir: Yazıklar olsun o kullara ki; kendilerine bir peygamber gelmeyedursun onu hemen alaya alırlardı.
28 - İlyas Yorulmaz: Yazıklar olsun o kullara ki, onlara ne zaman bir elçi gelse, hemen onunla alaya ettiler.
29 - Kadri Çelik: Yazıklar olsun kullara! Onlara bir peygamber gelmeye görsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
30 - Muhammed Esed: Ah! Yazık şu insanlar(ın çoğun)a! Kendilerine hangi elçi geldiyse onu alaya aldılar!
31 - Mustafa İslamoğlu: Vay gele şu kullarına başına! Ne zaman kendilerine bir elçi gelmişse onu alaya aldılar!
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: Ey o kullar üzerine (teveccüh edecek) hasret! (Tam zamanın). Onlara bir resûl gelmezdi ki illâ istihzâda bulunurlar olmuşlardı.
33 - Ömer Öngüt: Ne yazık şu kullara! Kendilerine hangi peygamber gelse, onu hemen alaya alırlardı.
34 - Şaban Piriş: Yazıklar olsun o kullara! Ki, kendilerine bir peygamber gelmeyegörsün, onunla sadece alay ederlerdi.
35 - Sadık Türkmen: Yazik şu kullara! Onlara hiçbir elçi gelmedi ki onunla alay etmesinler.
36 - Seyyid Kutub: Yazık şu kullara! Kendilerine hangi elçi gelse, onu alaya alıyorlardı.
37 - Suat Yıldırım: Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine gelen her resul ile, mutlaka alay ederlerdi.
38 - Süleyman Ateş: Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her elçi ile mutlaka alay ederlerdi.
39 - Tefhim-ul Kuran: Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir peygamber gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
40 - Ümit Şimşek: Yazıklar olsun o kullara! Ne zaman kendilerine bir peygamber gelecek olsa onu alaya alırlardı.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: Yazık şu kullara! Kendilerine gelen her resulle mutlaka alay ederlerdi.
YÂSÎN Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46 ,
47 ,
48 ,
49 ,
50 ,
51 ,
52 ,
53 ,
54 ,
55 ,
56 ,
57 ,
58 ,
59 ,
60 ,
61 ,
62 ,
63 ,
64 ,
65 ,
66 ,
67 ,
68 ,
69 ,
70 ,
71 ,
72 ,
73 ,
74 ,
75 ,
76 ,
77 ,
78 ,
79 ,
80 ,
81 ,
82 ,
83