SÂD-39 için 41 adet meâl bulundu. İlyas Yorulmaz (38/SÂD-39: Bunlar sana bizim bağışladıklarımız. Bunları iyilik yapmak için de verebilirsin, istediğin kadar kendi elinde de tutabilirsin.) / (İmam İskender Ali Mihr) Bunlar bizim atâmızdır (ihsanımızdır, verdiklerimizdir). Artık dilediğine hesapsız ver veya verme.
38/SÂD-39
هَذَا عَطَاؤُنَا فَامْنُنْ أَوْ أَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ ﴿٣٩﴾
Hâzâ atâunâ femnun ev emsik bi gayri hisâb(hisâbin).
| 1. | hâzâ | : bu (bunlar) |
| 2. | atâu-nâ | : bizim atâmız, ihsanımız |
| 3. | femnun | : artık ni'metlendir, ver, lütufta bulun |
| 4. | ev | : veya |
| 5. | emsik | : tut, verme |
| 6. | bi gayri | : olmaksızın |
| 7. | hisâbin | : hesap |
1 - İmam İskender Ali Mihr: Bunlar bizim atâmızdır (ihsanımızdır, verdiklerimizdir). Artık dilediğine hesapsız ver veya verme.
2 - Diyanet İşleri: “İşte bu bizim ihsanımızdır. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme” dedik.
3 - Abdul Metin Saruhan: İşte bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister (elinde) tut; hesapsızdır dedik.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Bu, bizim vergimizdir demiştik, istersen sayısız olarak sen de ihsân et; istersen elini yum, verme.
5 - Abdullah Parlıyan: Ve O'na “Bu devlet ve bu saltanat bizim sana hediyemizdir. Sana verilen bu nimetlerden dilediğine hesapsız ver, veya elinde tut serbestsin” dedik.
6 - Adem Uğur: İşte bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister (elinde) tut; hesapsızdır dedik.
7 - Ahmed Hulusi: "İşte bu (sana özel tasarruf edeceğin mülk) bizim hibemizdir; öyleyse ister ver ister verme, sınırsızca kullan!"
8 - Ahmet Tekin: İşte bunlar bizim ihsanımız. Artık ister başkalarına ikram et. İster elinde tut. Bunun hesabı sana sorulmayacak.
9 - Ahmet Varol: Bu bizim ihsanımızdır. Artık dilediğine ver veya tut. (Bunun) bir hesabı yoktur.
10 - Ali Bulaç: "İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut."
11 - Ali Fikri Yavuz: (Biz buyurduk ki): “- Bu bizim ihsanımızdır. Artık dilediğine hesabsız olarak ver, yahud tut (verme, ey Süleyman).
12 - Ali Ünal: “Bütün bunlar, sana hesapsız ihsanımızdır,” dedik, “istersen sen de (eksilir endişesine kapılmadan) onlardan başkasına ihsanda bulunabilirsin, istersen hiç bulunmazsın. Her iki durumda da sorguya çekilecek değilsin.”
13 - Bayraktar Bayraklı: İşte bu, bizim ihsanımızdır. “Sen onu ister dilediğine ver, ister verme, sorulmazsın” dedik.
14 - Bekir Sadak: «ste Bizim bagisimiz budur; ister ver, ister tut, hesapsizdir.» dedik.
15 - Celal Yıldırım: (Ey Süleyman !) İşte bu bizim vergimizdir, sen de bol bol ver veya yanında tut, hesapsızdır.
16 - Cemal Külünkoğlu: (Ve ona dedik ki: Ey Süleyman!) “Bu Bizim lütfumuzdur. Onu hiçbir hesap yapmadan başkalarına dilediğin gibi vermen yahut elinde tutman sana kalmıştır!”
17 - Diyanet İşleri (eski): 'İşte Bizim bağışımız budur; ister ver, ister tut, hesapsızdır.' dedik.
18 - Diyanet Vakfi: «İşte bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister (elinde) tut; hesapsızdır» dedik.
19 - Edip Yüksel: 'Bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister tut, tükenmez.'
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Bu işte, dedik: bizim atâmız artık diler kerem et, diler imsâk, hisabı yok.
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): İşte bu bizim ihsanımızdır. Artık dilersen başkasına ver, dilersen verme. Hesabı yok, dedik.
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): «İşte bu, bizim ihsanımızdır. Artık sen dilersen başkalarına ver veya verme. Bundan hesaba çekilmeyeceksin» dedik.
23 - Gültekin Onan: "İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut."
24 - Harun Yıldırım: "İşte bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister tut; hesapsızdır" dedik.
25 - Hasan Basri Çantay: (Dedik ki:) «Bu, bizim vergimizdir. Artık (dilediğine) hesabsız ver, yahud tut (kıs)».
26 - Hayrat Neşriyat: Bu bizim ihsânımızdır; artık ister (dilediğine) hesabsız olarak ver, ister tut!
27 - İbni Kesir: Bu, bizim bağışımızdır. Artık ister hesabsızca ver, ister tut.
28 - İlyas Yorulmaz: Bunlar sana bizim bağışladıklarımız. Bunları iyilik yapmak için de verebilirsin, istediğin kadar kendi elinde de tutabilirsin.
29 - Kadri Çelik: “İşte bu, bizim hesapsız ihsanımızdır. (Ey Süleyman!) Artık dilersen (başkalarına) ihsan et, dilersen de (elinde) tut.”
30 - Muhammed Esed: (Ve ona dedik:) "Bu Bizim hediyemizdir, onu hiçbir hesap yapmadan başkalarına dilediğin gibi vermen yahut elinde tutman sana kalmıştır!"
31 - Mustafa İslamoğlu: (Ve ona şöyle dedik): "İşte bu Bizim ikramımızdır; artık onu ister hiçbir hesap yapmadan karşılıksız ver, istersen elinde tut!"
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: (Dedik ki:) «Bu Bizim ihsanımızdır. Artık dilediğine hesapsız ikram et ve tutuver.»
33 - Ömer Öngüt: İşte bu bizim bağışımızdır. Sen de bol bol ver, veya yanında tut, hesapsızdır.
34 - Şaban Piriş: Bu, bizim hesapsız bağışımızdır. İster ver, ister tut.
35 - Sadık Türkmen: “işte bu bizim bağışımızdır. Artık sen de (istersen) ver ya da (istersen) tut! Hesap yok” (dedik).
36 - Seyyid Kutub: İşte bizim bağışımız budur; «ister ver, ister tut, hesapsızdır» dedik.
37 - Suat Yıldırım: Buyurduk: "Süleyman! İşte bu, sana ihsanımızdır. İster dağıt, ister yanında tut, bu hesapsızdır."
38 - Süleyman Ateş: "Bu bizim ihsânımızdır. Artık dilediğine ver veya verme, hesapsızdır." (dedik).
39 - Tefhim-ul Kuran: «İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut.»
40 - Ümit Şimşek: 'Bu bizim armağanımızdır,' dedik. 'İster ver, ister tut; hesabı sorulmaz.'
41 - Yaşar Nuri Öztürk: Bu, bizim lütfumuzdur; ister ver, ister elinde tut. Hesap yok...
SÂD Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46 ,
47 ,
48 ,
49 ,
50 ,
51 ,
52 ,
53 ,
54 ,
55 ,
56 ,
57 ,
58 ,
59 ,
60 ,
61 ,
62 ,
63 ,
64 ,
65 ,
66 ,
67 ,
68 ,
69 ,
70 ,
71 ,
72 ,
73 ,
74 ,
75 ,
76 ,
77 ,
78 ,
79 ,
80 ,
81 ,
82 ,
83 ,
84 ,
85 ,
86 ,
87 ,
88