MU'MİNÛN-54 için 41 adet meâl bulundu. Elmalılı Hamdi Yazır (23/MU'MİNÛN-54: Şimdi sen onları bırak dalgınlıkları içinde tâ bir deme kadar) / Elmalılı (sadeleştirilmiş) (23/MU'MİNÛN-54: Şimdi sen onları bir zamana kadar dalgınlıkları içinde bırak.)
MU'MİNÛN-54, MU'MİNÛN Suresi 54. ayet için Kuran Meallerini Kıyasla
MU'MİNÛN-54 için 41 adet meâl bulundu. Elmalılı Hamdi Yazır (23/MU'MİNÛN-54: Şimdi sen onları bırak dalgınlıkları içinde tâ bir deme kadar) / Elmalılı (sadeleştirilmiş) (23/MU'MİNÛN-54: Şimdi sen onları bir zamana kadar dalgınlıkları içinde bırak.)
فَذَرْهُمْ فِي غَمْرَتِهِمْ حَتَّى حِينٍ ﴿٥٤﴾
Fe zerhum fî gamratihim hattâ hîn(hînin).
| 1. | fe | : artık, böylece |
| 2. | zer-hum | : onları bırak, terket |
| 3. | fî | : içinde |
| 4. | gamrati-him | : onların sapıklıkları, dalâletleri, gafletleri |
| 5. | hattâ | : ... oluncaya kadar, kadar |
| 6. | hînin | : süre, vakit, zaman |
1 - İmam İskender Ali Mihr: Artık onları, kendi dalâletleri içinde belli bir süreye kadar terket.
2 - Diyanet İşleri: Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar, gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak!
3 - Abdul Metin Saruhan: Şimdi sen onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile baş başa bırak.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Artık bir zamâna dek sapıklıkları içinde bırak onları.
5 - Abdullah Parlıyan: Şimdi sen onları, bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak.
6 - Adem Uğur: Şimdi sen onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!
7 - Ahmed Hulusi: Bir süre onları kozaları içinde bırak!
8 - Ahmet Tekin: Şimdi sen, helâk olacakları vakit gelinceye kadar, onları gafletleri, cehaletleri, şaşkınlıkları ile baş başa bırak.
9 - Ahmet Varol: Sen onları bir süreye kadar gafletleri içinde bırak.
10 - Ali Bulaç: Artık sen onları, belli bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak.
11 - Ali Fikri Yavuz: Şimdi (Ey Rasûlüm), o Mekke kâfirlerini bir vakte kadar dalgınlıkları içinde bırak.
12 - Ali Ünal: (Ey Rasûlüm, tebliğ ettiğin Din’in doğruluğu konusunda görüp durdukları onca delile rağmen halâ ona inanmamakta diretiyorlarsa,) onları içine gömüldükleri cehalet ve gaflet içinde bir süre kendi hallerine bırakıver.
13 - Bayraktar Bayraklı: Onları bir süreye kadar, gaflet ve sapıklıkları ile baş başa bırak!
14 - Bekir Sadak: Onlari bir sureye kadar sapikliklariyla basbasa birak.
15 - Celal Yıldırım: Artık sen onları (ilâhî emir ve hüküm ininceye kadar) bir süre şaşkınlıkları içinde (bocalar halde) bırak.
16 - Cemal Külünkoğlu: (Ey Muhammed!) Sen onları bir zamana kadar, gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak!
17 - Diyanet İşleri (eski): Onları bir süreye kadar sapıklıklarıyla başbaşa bırak.
18 - Diyanet Vakfi: Şimdi sen onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!
19 - Edip Yüksel: Belli bir süreye kadar onları şaşkınlıkları içinde bırak.
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Şimdi sen onları bırak dalgınlıkları içinde tâ bir deme kadar
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Şimdi sen onları bir zamana kadar dalgınlıkları içinde bırak.
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Sen şimdi onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!
23 - Gültekin Onan: Artık sen onları, belli bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak.
24 - Harun Yıldırım: Şimdi sen onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!
25 - Hasan Basri Çantay: Şimdi sen onları bir vaktâ kadar sapıklıkları içinde bırak.
26 - Hayrat Neşriyat: Artık onları bir zamâna kadar dalâletleriyle (baş başa) bırak!
27 - İbni Kesir: Bir süreye kadar onları kendi sapıklıklarıyla başbaşa bırak.
28 - İlyas Yorulmaz: Onları belli bir zamana kadar kendi hallerine (sapkınlıklarında) bırak.
29 - Kadri Çelik: Artık sen onları, belli bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak.
30 - Muhammed Esed: Fakat onları bir vakte kadar, kendi cehaletlerine gömülmüş olarak, kendi hallerine bırak.
31 - Mustafa İslamoğlu: Artık onları bir vakte kadar, gömüldükleri gafletleriyle baş başa bırak da işine bak;
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: Artık sen onları kendi dalâletleri içinde bir zamana kadar terket.
33 - Ömer Öngüt: Şimdi sen onları bir süreye kadar kendi sapıklıkları ile başbaşa bırak.
34 - Şaban Piriş: Bir süreye kadar onları kendi sapıklıklarıyla baş başa bırak.
35 - Sadık Türkmen: Artık onları, bir süreye kadar gafletleri/taşkınlıkları içinde bırak!
36 - Seyyid Kutub: Bir süre için onları gafletleri ve sapıklıkları ile başbaşa bırak.
37 - Suat Yıldırım: Sen onları, bir süreye kadar daldıkları gaflet içinde kendi hallerine bırak!
38 - Süleyman Ateş: Bir süreye kadar onları, (daldıkları) gafletleri içinde bırak.
39 - Tefhim-ul Kuran: Artık sen onları, belli bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak.
40 - Ümit Şimşek: Sen onları bir süre gafletleriyle baş başa bırak.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: Artık sen onları bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak.
MU'MİNÛN Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46 ,
47 ,
48 ,
49 ,
50 ,
51 ,
52 ,
53 ,
54 ,
55 ,
56 ,
57 ,
58 ,
59 ,
60 ,
61 ,
62 ,
63 ,
64 ,
65 ,
66 ,
67 ,
68 ,
69 ,
70 ,
71 ,
72 ,
73 ,
74 ,
75 ,
76 ,
77 ,
78 ,
79 ,
80 ,
81 ,
82 ,
83 ,
84 ,
85 ,
86 ,
87 ,
88 ,
89 ,
90 ,
91 ,
92 ,
93 ,
94 ,
95 ,
96 ,
97 ,
98 ,
99 ,
100 ,
101 ,
102 ,
103 ,
104 ,
105 ,
106 ,
107 ,
108 ,
109 ,
110 ,
111 ,
112 ,
113 ,
114 ,
115 ,
116 ,
117 ,
118