ŞUARÂ-100, ŞUARÂ Suresi 100. ayet için Kuran Meallerini Kıyasla

ŞUARÂ-100, ŞUARÂ Suresi 100. ayet için Kuran Meallerini Kıyasla

ŞUARÂ-100 için 41 adet meâl bulundu. Hayrat Neşriyat (26/ŞUARÂ-100: (100-101) 'Şimdi artık bizim, ne şefâatçilerimiz, ne de yakın bir dostumuz vardır!') / İbni Kesir (26/ŞUARÂ-100: Şimdi bize şefaat eden kimse yoktur.)
www.kuranmeallerinikiyasla.com, Kur'an hakikatlerini Kur'an'ın ruhuna uygun olarak size ulaştıran ve bu konudaki bütün yanlışlıkları düzelten tek sitedir.
Sureler
Ayetler
onceki
sonraki
ŞUARÂ-100, ŞUARÂ Suresi 100. ayet için Kuran Meallerini Kıyasla
ŞUARÂ-100 için 41 adet meâl bulundu. Hayrat Neşriyat (26/ŞUARÂ-100: (100-101) 'Şimdi artık bizim, ne şefâatçilerimiz, ne de yakın bir dostumuz vardır!') / İbni Kesir (26/ŞUARÂ-100: Şimdi bize şefaat eden kimse yoktur.)
فَمَا لَنَا مِن شَافِعِينَ ﴿١٠٠﴾

Fe mâ lenâ min şâfiîn(şâfiîne).

1.fe: artık, öyleyse
2.: yok
3.lenâ: bize, bizim için
4.min şâfiîne: şefaatçi


1 - İmam İskender Ali Mihr: Artık bizim için bir şefaatçi yoktur.
2 - Diyanet İşleri: “İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok.”
3 - Abdul Metin Saruhan: Artık bize ne şefaat edicilerden var.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Artık ne şefâatçilerden bir şefâatçi var bize.
5 - Abdullah Parlıyan: Ama şimdi, ne bir arka çıkanımız var,
6 - Adem Uğur: ''Şimdi artık bizim ne şefaatçilerimiz var''.
7 - Ahmed Hulusi: "Şefaatçimiz de yok. "
8 - Ahmet Tekin: 'Bak, bizim şefaat edenlerimiz yok.'
9 - Ahmet Varol: Artık bizim şefaatçilerimiz yok.
10 - Ali Bulaç: "Artık bizim için ne bir şefaatçi var,"
11 - Ali Fikri Yavuz: Artık bizim için ne şefaatçılar var,
12 - Ali Ünal: “Gayri bir şefaatçimiz de yok;
13 - Bayraktar Bayraklı: (96-102) Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: “Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır. Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak.”
14 - Bekir Sadak: (96-102) Orada putlariyla cekiserek: «Vallahi biz apacik bir sapiklikta idik; cunku biz sizi alemlerin Rabbine esit tutmustuk; bizi saptiranlar ancak suclulardir; simdi sefaatcimiz, yakin bir dostumuz yoktur; keski geriye bir donusumuz olsa da inananlardan olsak derler.
15 - Celal Yıldırım: (100-101) Artık (bugün için) ne şefaatçilerimiz vardır, ne de candan sıcak bir dostumuz...
16 - Cemal Külünkoğlu: (100-101) “İşte bu yüzden artık bizim için ne şefaatçiler var, ne de yakın bir dost.”
17 - Diyanet İşleri (eski): (96-102) Orada putlarıyla çekişerek: 'Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak' derler.
18 - Diyanet Vakfi: (100-101) Şimdi artık bizim ne şefaatçilerimiz var, ne de yakın bir dostumuz.
19 - Edip Yüksel: 'Şimdi bizim ne şefaatçımız var.'
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Bak şimdi bizim için ne şefaatciler var
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Bak şimdi bizim için ne şefaatçiler var,
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): «Bak bizim için ne şefaatçiler var,»
23 - Gültekin Onan: "Artık bizim için ne bir şefaatçi var."
24 - Harun Yıldırım: “Artık bizim için ne bir şefatçi var.”
25 - Hasan Basri Çantay: Artık bizim için ne şefaatçiler (den bir kimse),
26 - Hayrat Neşriyat: (100-101) 'Şimdi artık bizim, ne şefâatçilerimiz, ne de yakın bir dostumuz vardır!'
27 - İbni Kesir: Şimdi bize şefaat eden kimse yoktur.
28 - İlyas Yorulmaz: “Artık şu an bize yardım (şefaat) edebilecek kimse yok. ”
29 - Kadri Çelik: “Artık bizim için ne bir şefaatçi var…”
30 - Muhammed Esed: Ama şimdi ne bir arka çıkanımız var,
31 - Mustafa İslamoğlu: gel gör ki, şimdi bize arka çıkan ne bir kimse var
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: (100-101) «Artık bize ne şefaat edicilerden var. Ne de yakın bir dost var.»
33 - Ömer Öngüt: “Şimdi artık bizim şefaatçilerimiz yoktur. ”
34 - Şaban Piriş: Şimdi, bir şefaatçimiz de yok..
35 - Sadık Türkmen: Artık bizim şefaatçilerimiz yoktur.
36 - Seyyid Kutub: Şimdi bizim bir şefaatçimiz yok.
37 - Suat Yıldırım: (96-102) Orada putlarıyla çekişirken şöyle derler "Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık içinde imişiz!" "Çünkü biz sizi Rabbülâlemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mücrimler oldu." "Şimdi artık ne şefaatçimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!" "Ah! Ne olurdu, imkân olsa da dünyaya bir dönsek ve müminlerden olsaydık!"
38 - Süleyman Ateş: "Şimdi artık bizim ne şefâ'atçilerimiz var",
39 - Tefhim-ul Kuran: «Artık bizim için ne bir şefaatçi var,»
40 - Ümit Şimşek: 'Şimdi ne bir şefaatçimiz var bizim,
41 - Yaşar Nuri Öztürk: "Artık ne şefaatçilerimiz var,

 

quran-menu
ŞUARÂ Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,2 ,3 ,4 ,5 ,6 ,7 ,8 ,9 ,10 ,11 ,12 ,13 ,14 ,15 ,16 ,17 ,18 ,19 ,20 ,21 ,22 ,23 ,24 ,25 ,26 ,27 ,28 ,29 ,30 ,31 ,32 ,33 ,34 ,35 ,36 ,37 ,38 ,39 ,40 ,41 ,42 ,43 ,44 ,45 ,46 ,47 ,48 ,49 ,50 ,51 ,52 ,53 ,54 ,55 ,56 ,57 ,58 ,59 ,60 ,61 ,62 ,63 ,64 ,65 ,66 ,67 ,68 ,69 ,70 ,71 ,72 ,73 ,74 ,75 ,76 ,77 ,78 ,79 ,80 ,81 ,82 ,83 ,84 ,85 ,86 ,87 ,88 ,89 ,90 ,91 ,92 ,93 ,94 ,95 ,96 ,97 ,98 ,99 ,100 ,101 ,102 ,103 ,104 ,105 ,106 ,107 ,108 ,109 ,110 ,111 ,112 ,113 ,114 ,115 ,116 ,117 ,118 ,119 ,120 ,121 ,122 ,123 ,124 ,125 ,126 ,127 ,128 ,129 ,130 ,131 ,132 ,133 ,134 ,135 ,136 ,137 ,138 ,139 ,140 ,141 ,142 ,143 ,144 ,145 ,146 ,147 ,148 ,149 ,150 ,151 ,152 ,153 ,154 ,155 ,156 ,157 ,158 ,159 ,160 ,161 ,162 ,163 ,164 ,165 ,166 ,167 ,168 ,169 ,170 ,171 ,172 ,173 ,174 ,175 ,176 ,177 ,178 ,179 ,180 ,181 ,182 ,183 ,184 ,185 ,186 ,187 ,188 ,189 ,190 ,191 ,192 ,193 ,194 ,195 ,196 ,197 ,198 ,199 ,200 ,201 ,202 ,203 ,204 ,205 ,206 ,207 ,208 ,209 ,210 ,211 ,212 ,213 ,214 ,215 ,216 ,217 ,218 ,219 ,220 ,221 ,222 ,223 ,224 ,225 ,226 ,227
quran-menu
Kur'an indeksine göre sırala - Ada Göre Sırala - Nuzul (iniş) sırasına göre sırala