ŞUARÂ-157 için 41 adet meâl bulundu. Mustafa İslamoğlu (26/ŞUARÂ-157: Buna rağmen onlar, onu işkence yaparak vahşice katlettiler; fakat sonunda pişman oldular;) / Abdulbaki Gölpınarlı (26/ŞUARÂ-157: Ayaklarını kesip öldürdüler onu da nâdim oldular.)
ŞUARÂ-157 ayeti için tüm Türkçe Kuran Meallerini Kıyasla
ŞUARÂ-157 için 41 adet meâl bulundu. Mustafa İslamoğlu (26/ŞUARÂ-157: Buna rağmen onlar, onu işkence yaparak vahşice katlettiler; fakat sonunda pişman oldular;) / Abdulbaki Gölpınarlı (26/ŞUARÂ-157: Ayaklarını kesip öldürdüler onu da nâdim oldular.)
فَعَقَرُوهَا فَأَصْبَحُوا نَادِمِينَ ﴿١٥٧﴾
Fe akarûhâ fe asbahû nâdimîn(nâdimîne).
| 1. | fe | : o zaman, böylece, sonra |
| 2. | akarû-hâ | : onu kestiler |
| 3. | fe | : o zaman, böylece, sonra |
| 4. | asbahû | : oldular |
| 5. | nâdimîne | : pişman olanlar |
1 - İmam İskender Ali Mihr: Buna rağmen onu kestiler. Sonra da pişman oldular.
2 - Diyanet İşleri: Derken onu kestiler, fakat pişman oldular.
3 - Abdul Metin Saruhan: Buna rağmen onlar deveyi kestiler; Ama pişman da oldular.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Ayaklarını kesip öldürdüler onu da nâdim oldular.
5 - Abdullah Parlıyan: Bütün bu uyarılara rağmen, deveyi ayaklarından keserek öldürdüler, sonra da pişman oldular.
6 - Adem Uğur: Buna rağmen onlar deveyi kestiler; ama pişman da oldular.
7 - Ahmed Hulusi: (Uyarıyı dinlemeyip) dişi deveyi vahşice boğazladılar; sonunda da çok pişman oldular.
8 - Ahmet Tekin: Derken, onu, kılıçla bacaklarından biçerek öldürdüler. Ama pişman da oldular.
9 - Ahmet Varol: Sonuçta onu boğazladılar; ama pişman oldular.
10 - Ali Bulaç: "Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular."
11 - Ali Fikri Yavuz: Derken o deveyi kestiler, fakat pişman oldular.
12 - Ali Ünal: Ama (deveye daha fazla katlanamaya rak,) sonunda onu vahşice boğazladılar; ne var ki, çok geçmeden yaptıklarına pişman oldular.
13 - Bayraktar Bayraklı: Buna rağmen onlar deveyi kestiler, ama sonunda pişman oldular.
14 - Bekir Sadak: Onlar ise deveyi kestiler; ama pisman da oldular.
15 - Celal Yıldırım: Buna rağmen onlar o deveyi (bacaklarına) vurup devirdiler, (inatla onu) kestiler. (Sonra da) pişmanlık duyarak sabahladılar.
16 - Cemal Külünkoğlu: Derken onu kestiler, fakat pişman oldular. Böylece onları azap yakaladı.
17 - Diyanet İşleri (eski): Onlar ise deveyi kestiler; ama pişman da oldular.
18 - Diyanet Vakfi: Buna rağmen onlar deveyi kestiler; ama pişman da oldular.
19 - Edip Yüksel: Nihayet onu kestiler; ancak pişman oldular.
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Derken onu vurdular, fakat nâdim oldular
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Derken onu vurdular, fakat pişman oldular;
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Derken onu kestiler; fakat pişman da oldular.
23 - Gültekin Onan: Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular.
24 - Harun Yıldırım: Buna rağmen onlar deveyi kestiler; ama pişman da oldular.
25 - Hasan Basri Çantay: Derken onu kesdiler. Fakat peşîman oldular.
26 - Hayrat Neşriyat: Derken onu kestiler; bunun üzerine (yaptıklarından) pişmanlık duyan kimseler oldular.
27 - İbni Kesir: Onlar ise onu kestiler de pişman oldular.
28 - İlyas Yorulmaz: Deveyi boğazladılar sonrada yaptıklarına pişman oldular.
29 - Kadri Çelik: Sonunda onu (yine de) kestiler de böylece pişman olmuş kimseler olarak sabahladılar.
30 - Muhammed Esed: Bütün bu uyarılara rağmen onlar yine de o deveyi hoyratça boğazladılar; ama bunu yaptıklarına (çok geçmeden) pişman oldular;
31 - Mustafa İslamoğlu: Buna rağmen onlar, onu işkence yaparak vahşice katlettiler; fakat sonunda pişman oldular;
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: Derken onu boğazladılar, sonra pişman olarak sabahladılar.
33 - Ömer Öngüt: Onlar ise ayaklarını keserek onu öldürdüler, fakat pişman da oldular.
34 - Şaban Piriş: Buna rağmen kestiler sonra da pişman oldular.
35 - Sadık Türkmen: Onu kestiler sonra pişman oldular!
36 - Seyyid Kutub: Buna rağmen devenin ayaklarını keserek onu cansız yere devirdiler. Fakat hemen pişman oldular.
37 - Suat Yıldırım: Derken, deveyi boğazladılar, ama çok geçmeden yaptıklarına pişman oldular.
38 - Süleyman Ateş: Nihâyet onu kestiler, ama pişman oldular.
39 - Tefhim-ul Kuran: «Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular.»
40 - Ümit Şimşek: Deveyi kestiler ve pişman oldular.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: Onu yere yatırıp kestiler. Sonra da pişman oldular.
ŞUARÂ Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46 ,
47 ,
48 ,
49 ,
50 ,
51 ,
52 ,
53 ,
54 ,
55 ,
56 ,
57 ,
58 ,
59 ,
60 ,
61 ,
62 ,
63 ,
64 ,
65 ,
66 ,
67 ,
68 ,
69 ,
70 ,
71 ,
72 ,
73 ,
74 ,
75 ,
76 ,
77 ,
78 ,
79 ,
80 ,
81 ,
82 ,
83 ,
84 ,
85 ,
86 ,
87 ,
88 ,
89 ,
90 ,
91 ,
92 ,
93 ,
94 ,
95 ,
96 ,
97 ,
98 ,
99 ,
100 ,
101 ,
102 ,
103 ,
104 ,
105 ,
106 ,
107 ,
108 ,
109 ,
110 ,
111 ,
112 ,
113 ,
114 ,
115 ,
116 ,
117 ,
118 ,
119 ,
120 ,
121 ,
122 ,
123 ,
124 ,
125 ,
126 ,
127 ,
128 ,
129 ,
130 ,
131 ,
132 ,
133 ,
134 ,
135 ,
136 ,
137 ,
138 ,
139 ,
140 ,
141 ,
142 ,
143 ,
144 ,
145 ,
146 ,
147 ,
148 ,
149 ,
150 ,
151 ,
152 ,
153 ,
154 ,
155 ,
156 ,
157 ,
158 ,
159 ,
160 ,
161 ,
162 ,
163 ,
164 ,
165 ,
166 ,
167 ,
168 ,
169 ,
170 ,
171 ,
172 ,
173 ,
174 ,
175 ,
176 ,
177 ,
178 ,
179 ,
180 ,
181 ,
182 ,
183 ,
184 ,
185 ,
186 ,
187 ,
188 ,
189 ,
190 ,
191 ,
192 ,
193 ,
194 ,
195 ,
196 ,
197 ,
198 ,
199 ,
200 ,
201 ,
202 ,
203 ,
204 ,
205 ,
206 ,
207 ,
208 ,
209 ,
210 ,
211 ,
212 ,
213 ,
214 ,
215 ,
216 ,
217 ,
218 ,
219 ,
220 ,
221 ,
222 ,
223 ,
224 ,
225 ,
226 ,
227