SÂFFÂT-145 için 41 adet meâl bulundu. Şaban Piriş (37/SÂFFÂT-145: Ama biz onu bitkin (hasta) olduğu halde bir yere çıkardık.) / Suat Yıldırım (37/SÂFFÂT-145: Derken Biz onu ağaçsız çıplak bir sahile attık, o bitkin bir halde idi.)
SÂFFÂT Suresi 145. ayet meali, SÂFFÂT-145. ayet-i kerimesi meâllerini kıyasla
SÂFFÂT-145 için 41 adet meâl bulundu. Şaban Piriş (37/SÂFFÂT-145: Ama biz onu bitkin (hasta) olduğu halde bir yere çıkardık.) / Suat Yıldırım (37/SÂFFÂT-145: Derken Biz onu ağaçsız çıplak bir sahile attık, o bitkin bir halde idi.)
فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَاء وَهُوَ سَقِيمٌ ﴿١٤٥﴾
Fe nebeznâhu bil arâi ve huve sakîm(sakîmun).
| 1. | fe | : artık, sonunda, bunun üzerine |
| 2. | nebeznâ-hu | : onu attık |
| 3. | bi el arâi | : boş bir alan |
| 4. | ve huve | : ve o |
| 5. | sakîmun | : hasta, bitkin |
1 - İmam İskender Ali Mihr: Bunun üzerine onu, bitkin (hasta) bir halde boş bir alana (sahile) attık.
2 - Diyanet İşleri: Derken biz onu hasta bir hâlde sahile attık.
3 - Abdul Metin Saruhan: Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık.
4 - Abdulbaki Gölpınarlı: Derken onu ıssız bir yere çıkardık ve o, hastaydı da.
5 - Abdullah Parlıyan: Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti biz de O'nu hasta bir halde, gölgesiz boş bir yere bıraktık.
6 - Adem Uğur: Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık.
7 - Ahmed Hulusi: Biz Onu hasta (yıpranmış - sağlıksız) olarak çıplak arazide (kuvvelerin bilinmediği bir ortamda) bıraktık.
8 - Ahmet Tekin: Biz onu hasta, halsiz bir halde, bir açık alana çıkardık.
9 - Ahmet Varol: Biz de onu, hasta bir halde çıplak boş bir alana attık.
10 - Ali Bulaç: Sonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık.
11 - Ali Fikri Yavuz: Hemen onu sahile attık, hasta idi.
12 - Ali Ünal: Ama Biz O’nu ağaçsız, çıplak bir sahile attık; o anda bitkin bir haldeydi.
13 - Bayraktar Bayraklı: Onu bitkin bir halde açık araziye attık.
14 - Bekir Sadak: Halsiz bir halde iken kendisini sahile cikardik.
15 - Celal Yıldırım: Onu çıplak bir sahile attık, hasta idi.
16 - Cemal Külünkoğlu: Derken biz onu hasta bir hâlde sahile çıkardık.
17 - Diyanet İşleri (eski): Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık.
18 - Diyanet Vakfi: Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık.
19 - Edip Yüksel: Onu çöl gibi bir sahile attık, yorgun ve bitkin...
20 - Elmalılı Hamdi Yazır: Hemen biz onu alana attık hasta idi
21 - Elmalılı (sadeleştirilmiş): Hemen Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık,
22 - Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2): Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık.
23 - Gültekin Onan: Sonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık.
24 - Harun Yıldırım: Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık.
25 - Hasan Basri Çantay: İşte biz onu, kendisi de hasta olarak, açık bir yere (çıkarıb) bırakdık.
26 - Hayrat Neşriyat: Bunun üzerine kendisi hasta bir hâlde iken onu (ağaçsız bir) alana attık.
27 - İbni Kesir: Rahatsız bir halde iken Biz, onu açıklık bir yere attık.
28 - İlyas Yorulmaz: Biz onu bitkin bir durumda boş bir sahile attık.
29 - Kadri Çelik: Sonunda o hasta bir durumdayken onu çıplak bir yere (sahile) attık.
30 - Muhammed Esed: ama biz o'nu manevi çöküntü/iç huzursuzluğu içinde ıssız bir kıyıya çıkarttık,
31 - Mustafa İslamoğlu: Sonunda Biz onu bitkin bir halde ıssız ve çorak bir kıyıya çıkarttık;
32 - Ömer Nasuhi Bilmen: (145-146) Artık O'nu kendisi hasta olduğu halde bir açık yere atıverdik. Ve O'nun üzerine kabak nev'inden bir ağaç bitirdik.
33 - Ömer Öngüt: Onu çıplak bir sahile attık, o hasta idi.
34 - Şaban Piriş: Ama biz onu bitkin (hasta) olduğu halde bir yere çıkardık.
35 - Sadık Türkmen: Biz onu çorak bir yere/sahile attık, hastabitkin bir halde iken!
36 - Seyyid Kutub: Biz de onu halsiz bir durumda ağaçsız çıplak bir yere attık.
37 - Suat Yıldırım: Derken Biz onu ağaçsız çıplak bir sahile attık, o bitkin bir halde idi.
38 - Süleyman Ateş: (Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık.
39 - Tefhim-ul Kuran: Sonunda o hasta bir durumdayken onu çıplak bir yere (sahile) attık.
40 - Ümit Şimşek: Sonra onu hasta halde boş bir araziye attık.
41 - Yaşar Nuri Öztürk: Bir süre sonra onu, çıplak araziye attık. Hastalanmıştı.
SÂFFÂT Suresi (Mealleri Kıyasla)
1 ,
2 ,
3 ,
4 ,
5 ,
6 ,
7 ,
8 ,
9 ,
10 ,
11 ,
12 ,
13 ,
14 ,
15 ,
16 ,
17 ,
18 ,
19 ,
20 ,
21 ,
22 ,
23 ,
24 ,
25 ,
26 ,
27 ,
28 ,
29 ,
30 ,
31 ,
32 ,
33 ,
34 ,
35 ,
36 ,
37 ,
38 ,
39 ,
40 ,
41 ,
42 ,
43 ,
44 ,
45 ,
46 ,
47 ,
48 ,
49 ,
50 ,
51 ,
52 ,
53 ,
54 ,
55 ,
56 ,
57 ,
58 ,
59 ,
60 ,
61 ,
62 ,
63 ,
64 ,
65 ,
66 ,
67 ,
68 ,
69 ,
70 ,
71 ,
72 ,
73 ,
74 ,
75 ,
76 ,
77 ,
78 ,
79 ,
80 ,
81 ,
82 ,
83 ,
84 ,
85 ,
86 ,
87 ,
88 ,
89 ,
90 ,
91 ,
92 ,
93 ,
94 ,
95 ,
96 ,
97 ,
98 ,
99 ,
100 ,
101 ,
102 ,
103 ,
104 ,
105 ,
106 ,
107 ,
108 ,
109 ,
110 ,
111 ,
112 ,
113 ,
114 ,
115 ,
116 ,
117 ,
118 ,
119 ,
120 ,
121 ,
122 ,
123 ,
124 ,
125 ,
126 ,
127 ,
128 ,
129 ,
130 ,
131 ,
132 ,
133 ,
134 ,
135 ,
136 ,
137 ,
138 ,
139 ,
140 ,
141 ,
142 ,
143 ,
144 ,
145 ,
146 ,
147 ,
148 ,
149 ,
150 ,
151 ,
152 ,
153 ,
154 ,
155 ,
156 ,
157 ,
158 ,
159 ,
160 ,
161 ,
162 ,
163 ,
164 ,
165 ,
166 ,
167 ,
168 ,
169 ,
170 ,
171 ,
172 ,
173 ,
174 ,
175 ,
176 ,
177 ,
178 ,
179 ,
180 ,
181 ,
182